Davut Karaman

Davut Karaman


Mutlu yarınlar için su sızdırmayan eşler

13 Temmuz 2020 - 10:39 - Güncelleme: 15 Temmuz 2020 - 11:11


          Dr. Öğr. Üyesi Davut Karaman
     Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi
           [email protected]

Toplumun en küçük yapı taşı bireydir. Kişilik sahibi, nitelikli ve toplum için katma değer oluşturmayı gaye edinen bireylerin yeşerdiği, yetiştiği yer ise ailedir. Genellikle anne babaların vizyonu ve yaşam tarzı ile çocukların geleceği arasında benzerlik olsa da her zaman durum bu şekilde olmamaktadır.

Farklı renklerin bir araya gelmesiyle kurulan yeni aileler, özünde değişiklikler taşısa da eşler arası ahenk gökkuşağının ortaya çıkmasını sağlar. Bu ahenk nesilden nesile miras olarak devam eder. İdeal ailenin temeli ideal eş seçimiyle başlar ve eşlerin öncelik, önemlilik kriterlerine göre devam eder. Hoşgörü okyanusunda uyumlu, uygun bir aile temelinin sevgiyle tesis edilmesi ve saygı kolonları ile güçlendirilmesi mutlu yarınların teminatıdır. Güçlü gelecek, güçlü aile ile gelecek düşüncesinin hayat bulması ise her an buram buram sevgi ve saygı kokan ailelerin varlığına bağlıdır.

Bir ailede eşlerin önceliği her şeyden önce yine eşi olmalıdır. Eşler çimento ve kumun birleşiminden oluşan beton gibi olabildiği sürece aralarında su bile sızmayacaktır. Ancak gerek (varsa) çocuklar, gerekse eşlerin ebeveynleri, aileleri eşlerden birine eşinden daha (aman eşin/eşim şunu duymasın vb şekilde) yakın ise beton su almaya başlayacaktır. Çünkü eşler arasında böyle bir durumun olması zamanla çocukların anne ya da babaya veya eşlerden birinin ailesine daha yakın olmasına ve diğer eşin zamanla uzaklaşmasına neden olacaktır. Kendi ebeveynlerine veya çocuğuna farkında olarak ya da olmayarak eşinden daha yakın olan, eşinin bilmemesi gereken gizemli tavır ve davranışlar sergileyen eşler; gelecekte ilgili kişiler ile eşi arasına hiç farkına bile varmadan köprü kurmak yerine duvar örmektedir. Görünmez duvarların soğukluğu verimli toprakları bile çoraklaştıracaktır.

Dolayısıyla zamanla eşler arasına giren bu ve benzeri sızıntılar artık adeta kanala dönüşerek akarsu gibi çağlamaya başlayacak ve mutlu aile tablosu yerini yavaş yavaş gerilimli bir ortama bırakacaktır. Çok basit bir örnekle anne ve çocuk arasındaki bilgi paylaşımından “aman babam (baban) duymasın” şeklinde başlayan, ilk başta masum gibi görünen bu fısıltılar zamanla ailenin temelindeki en büyük çatlağı oluşturmaktadır. Toplumda normal hale gelen “en son babalar duyar” sözünün aslında o ailedeki en büyük dinamit olduğunun fark edilmesi durumunda belki de iş işten çoktan geçecektir. Benzer şekilde anne için de durum aynıdır. Eşler arasında asla birinin bildiğini diğerinin bilmemesi gibi bir durum olmamalıdır. Her eş çevreye karşı eşini korumalıdır, aman eşin duymasın şöyle şöyle … gibi söylemler eşler arasına ekilen nifak tohumlarıdır. Ailenin temeli eşlerdir ve herhangi bir nedenle eşler arası ortaya çıkan bu tarz ıramaya neden olan davranışlar, yarınların huzur hırsızıdır.

Ayrıca günümüzde en çok karşılaşılan durumlardan biri de eşlerin ailelerinin, eşler arasında en küçük bir sorun olduğu zaman “bize sorun değil torun getirin” demek yerine “oğlum, kızım bırak gel biz sana bakarız” şeklindeki yaklaşımlarıdır. Elbette ailelerin evli çocukları için yardımcı olmak istemesi kaçınılmazdır. Fakat yardımcı olmak isterken eşlerin birbirlerine olan tahammül ya da katlanma katsayısını her geçen gün azalttıklarının farkında değillerdir. Çünkü bir aileyi ayakta tutan en önemli özelliklerden biri de eşlerin karşılıklı gerçek sevgilerinden dolayı birbirlerine olan tahammül kabiliyetleridir. Ebeveynler tarafından yardımcı olmak gayesiyle oldukça masum ama bilinçsiz yaklaşımlar belki de günümüzün en sık karşılaşılan temel sorunlarından biridir. Sorunsuz aile bir ütopyadan ibarettir, her ailede sorun olur. Önemli olan sorunun doğru yöntemle ve aile içinde hatta sadece eşler arasında çözülmesidir.

Bu şekilde günümüzde yaşanmış ve yaşanması muhtemel örnekleri elbette çoğaltabiliriz. Ancak eşler arası ve eşlerin yakın çevresi ile ilişkiler için gerekli bilinçlendirici önlemler alınmaz ise

iyi niyetli gibi görünen davranışlar zamanla ailelerin en büyük prangası olacaktır. Yenidünya düzeni ile birlikte gelen yeni yaşam tarzlarına her kesimin intibak etmesi, toplumun en değerli varlığı olan aileleri korumak ve yaşatmak için en önemli mihenk taşıdır. Toplumdaki huzur katsayısının artması aile düzenine veya düzenli ailelere bağlıdır. Boşanmaların arttığı günümüzde bunun temel nedenleri güncel olarak oldukça iyi irdelenmeli ve çözümler geliştirilmelidir. Çünkü gidecek başka bir ailemiz yok.

Her aile bir işletmedir ve o işletmenin de sahibi, yöneticisi müşterek olarak sadece ve sadece eşlerdir. İhtiyaç halinde, eşlerin karşılıklı bilgisi ve isteği kapsamında dışarıdan (ebeveynlerden, sosyal çevreden vb) gerekli destek talebinde bulunulması gerekir. Eşler arası şeffaf yaklaşımlar güveni artırırken, bildiği halde bilmiyormuş gibi gizli kapaklı söylemler, eşinden habersiz uygulamalar güven zedeleyici faaliyetlerdir. Dolayısıyla eşler her daim bütün olmalı, olabilmelidir. Beton gibi sağlam, su sızdırmayan eşler toplumu ayakta tutabilmek adına yarınlarımızın en büyük güvencesidir. Kol kırılır, eşler arasında kalır düşüncesinin hayat bulduğu, mutluluk ekip huzur biçilen ailelerin yeşerdiği bir toplum dileğiyle…

YORUMLAR

  • 11 Yorum
  • Yasin Çevik
    4 hafta önce
    Basit görünen aile içinde ufak tefek şeylerin dikkat edilmezse ailenin yapısını nasıl bozacağını çok güzel izah etmişsiniz. Tebrik ederim hocam.
  • Davut Karaman
    4 hafta önce
    İlginize teşekkür ederim.
  • Mustafa koç
    1 ay önce
    Eline sağlık hocam
  • Davut Karaman
    4 hafta önce
    İlginize teşekkür ederim
  • Serap Aykaç
    1 ay önce
    Kaleminize sağlık yine bir sosyal yaraya parmak basmışsınız
  • Davut Karaman
    4 hafta önce
    Değerli takipçim, ilginize teşekkür ederim
  • hasan hüseyin akdaş
    1 ay önce
    güzel bi bakış açısı fakat günümüz Z kuşağı diye tabir edilen tüketici gençliği, idare etme terimini bile tam anlayamıyorken evlilik gibi uzun soluklu ve zorluklarla dolu bir maceraya sabretme terimini nasıl anlayabilecek ki. toplum yapısını kökten değiştirip öze dönüş hareketi başlatılmadıkça sağlam temelli evliliklerden ziyade özgürlükler ülkesi amerika hayalleri üzerine kurulu hayat ortaklıkları görmeye devam ederiz gibi
  • Davut Karaman
    4 hafta önce
    İlginize teşekkür ederim. Her şeyden önce kuşaklar arası farklı düşüncelerin olması bilimsel bir gerçekliktir. Üst kuşaklara düşen görev ise bu farklı yaşam tarzları, beklentileri içinde olan yeni kuşaklara toplumsal değerlerin miras olarak bırakılmasını sağlamaktır.
  • Kemal Bilem
    1 ay önce
    Tekrar güzel bir konu ve güzel bir yazı. Teşekkürler
  • Davut Karaman
    4 hafta önce
    Değerli takipçim, ilginize teşekkür ederim.
  • Davut Karaman
    4 hafta önce
    Değerli takipçim, ilginize teşekkür ederim.