Kar
Sefa Yaşar

Kar

Pencereden dışarıya dalıp giderdi gözleri Mahir'in gözleri,her ikindi vakti.Henüz altı yaşındaydı.Yani hayata dair onca şeyden bihaber

Pencereden dışarıya dalıp giderdi gözleri Mahir'in gözleri,her ikindi vakti.Henüz altı yaşındaydı.Yani hayata dair onca şeyden bihaber.Yani çocuk.Evlerinin önünde oynayan Nazlı'yı izledi sonra Harun'u ve belki de Sevda'yı.Onları gülerken izlemek onlarla gülmekten çok daha güzeldi.Çünkü beraber saklambaç oynarlarken Harun'u ebe yapıp arkalarından koştururken bisikletin üzerinde serin rüzgarı gözlerini kapatıp hissederken çok gülerdi Mahir.Ancak böyle anlarda unuturdu hep.Neyi mi ? Karı...Karın yağmasını...Gel gör ki ne zaman ikindi vakti otursa bu pencerenin önüne en güzel hayallerini kurardı.Hoş bu defa da onca gülmelerini unuturdu her ne kadar gülenleri izlese de...
Kar...Mahir'in göremediği avuçlarına alıp üşüyemediği bembeyaz örtü...Ablası gelinlik gibi derdi hep kar için.Sekiz yaşındaki bir Ayşe için kar gelinlikti.İğde ağacının gelinliği,mavi derenin gelinliği,sarı traktörün gelinliği...Peki ya Mahir için ? Onun için kar sadece bir hayaldi.Çünkü hiç görmemişti karı yağarken.
Sadece babası akşamları radyo dinlerken konuşan abi
'İstanbul'a kar yağdı bugün' 
demişti bir keresinde o kadar.Tabii halasının Almanya'dan gönderdiği bir kartpostal vardı.
'Bu beyaz kağıt da ne ?' 
demişti Mahir.Ablası: 
-Emine halan göndermiş.Bu kartpostal, üzerindeki beyaz dediğin de kar Mahir.Hani radyodaki abi söylemişti ya bir keresinde. 
-Eveet.İstanbul'a kar yağdı demişti.Demek erguvanın gelinliği bu abla.Bisikletimin de gelinliği bu.
-Evet Mahir.Keşke evimizin önüne de yağsa.Görmek istemez miydin?
Görmek istemek mi ? Mahirin evlerinin önüne hiç kar yağmamıştı.İlk defa bir radyoda duymuş ismin ve daha sonra bir kartpostalda görmüştü kendisini.Ama hiç ellerine almamıştı.Karda üşümemiş kartopu oynamamıştı.Ama gel gör ki Mahir kartpostalı gördüğü kış gününün her ikindi vakti pencerede karın yağmasını bekler olmuştu.Çok seviyordu karı.Görmeden,hissetmeden çok seviyordu.
-Evimizin önüne de bu kadar güzel yağar mı abla? Tıpkı Emine halamın evinin önüne yağdığı gibi.
-Eğer onu çok seversen o da çok güzel yağar.Hatta bir keresinde öğretmenimiz anlatmıştı,kar kendisini en çok seven ve bekleyen çocuğun evinin önüne en güzel haliyle yağarmış.
Mahir'in gözleri ışıl ışıldı şimdi.Eğer çok severse ve beklerse kar yağacaktı.Belki de o zaman radyodaki abi
'Mahir'in evinin önüne kar yağdı.'
derdi bu sefer.Ya da halasına ablasıyla birlikte bir kart gönderebilirdi.Öyleyse Nazlı,Harun ve diğer arkadaşlarıyla ikindine kadar oynayacak sonra eve gelecek ve pencerede karın yağmasını bekleyecekti.Hem bu sefer Nisa'dan daha çok beklemiş olacaktı.Çünkü Nisa da karın yağmasını çok seviyordu.Belki de o da bekleyecekti.Ama Mahir daha çok beklemeliydi ki en güzel kar evlerinin önüne yağardı böylece.
Sekiz gün geçmişti aradan.Mahir bekliyordu ama kar yağmıyordu.Çok korkuyordu kış bitmeden karın yağmayacak olmasına.Önceleri baharı çok severdi.Ama şimdi karın yağmasını görmeden baharın gelmesini,kırda bisiklet sürmeyi,yaylaya gidip dedesinin koyunlarını sevmeyi istemiyordu Mahir.
-Abla öğretmenler yalan söyler mi ?
-Ne oldu Mahir'im ? Nerden çıktı bu şimdi ?
-Hani öğretmenin kar yağacak demişti.En çok bekleyen ve seven çocuğun evinin önüne kar yağacak demişti.Nisa benden daha çok mu beklemiş acaba abla ?
-Hayır Mahir.Nisa'ya sordum ben o hiç beklememiş ki.Sen bizim köyümüzde karın yağmasını en çok bekleyen çocuksun.Benim kardeşimsin.Mahir'imsin.
-Eee neden kar yağmıyor öyleyse.Çıkıp Nazlı'ya,Harun'a,Sevda'ya soracağım.Kaç gün beklediklerini soracağım.
Mahir yataktan fırlamış kapıya yürüyordu bunları söylerken.Koca bir adamın kararlılığı vardı üzerinde.
Ayşe şaşkın gözlerle takıldı Mahir'in ardı sıra Mahir'in ardına.Kolundan tuttu ve sardı kardeşine kendisini.Sarıldı öylesine.
-Nazlı uyumuştur Mahir.Harun da karanlıktan korkar çıkamaz dışarıya.Yarın gideriz Mahir'im olmaz mı ? 
Ayşe ağlıyordu.O da günlerdir bekliyordu karın yağmasını.Hava çok soğuk olduğu günlerde inadına biraz daha kalırdı dedesinin yanında.
-Yağmak üzere bulutlar beyazlaştı dede.
gibi serzenişleri olurdu Ayşe'nin.Evet o da bekliyordu hatta en çok bekleyen olmak istiyordu.Ama bunu Mahir'e belli edemezdi ki.Çok üzülürdü Mahir hatta ağlardı.Olsun kendisi daha önce kar görmüştü,okulda sınıflarında bir sürü fotoğrafı fa vardı hem.Ama Mahir...Mahir hiç kar görmemişti ki.
-Dua edelim mi Mahir.Allah'tan yarın karın yağmasını isteyelim.
-Gece bizi duyar mı abla ?
-Duyar Mahir'im.
-Ama benim ellerim küçücük abla.Dua ettiğimi görebilir mi ? Eğer göremezse babamı uyandıralım onun elleri kocaman Allah hemen görür.
-Senin ellerini de görür Mahir.Rabb'imiz simsiyah bir gecede,simsiyah bir karıncayı görür ve o karıncanın ayak seslerini duyar.
-...
Mahir yaşı gereği henüz Allah(c.c)'ın bu sıfatlarını idrak edecek hisse sahip değildi.
-Hadi yatağımıza geçelim ve dua edelim.Üşümeye başladım ben.
-Ben de üşüdüm abla.Geçelim hadi.
Ayşe ve Mahir birlikte uyuyacaklardı bugün.Çünkü birlikte dua edeceklerdi.
-Abla Allah(c.c) bizi nasıl duyacak ?Çok yukarılarda değil mi O? Acaba Nisa'ların evinde mi dua etseydik onların evleri ikinci katta.
Ayşe'yi gülümsetmeye yeterdi Mahir'in bu garip düşünceleri.Evet bir zamanlar Ayşe de aynı şeyi düşünmüştü.'Allah şimdi nerede' gibi şeyleri çok düşünürdü.Ama bir dün dedesinin dizinde yatarken bir şey duymuştu nenesinden:
'Allah(c.c) isminin anıldığı her yerdedir.'
Dedesinin dizinde uyuduğu o günü hatırlarken bu duyduklarını da tekrar etti Ayşe:
-Allah(c.c) isminin anıldığı her yerdedir Mahir.
-Yani şimdi burada mı abla?
-Evet Mahir burada.Şimdi senin o küçük ellerini görebilir.Tatlı sesini duyabilir.
-Peki ben neden O'nu göremiyorum abla ? Belki de Mehmet dua ediyordur onun yanına gitmiştir.Bekleyelim mi, Mehmet azıcık dua eder zaten.Allah(c.c) sonra gelir görürüz O'nu.
-Hmm.Ama dedem O'nu göremeyiz dedi Mahir.
-Neden abla.Ben O'nu görmeyi çok istiyorum.Çünkü O karı o yaratıyormuş.Annem öyle dedi.
-Evet Mahir'im.Karı O yaratıyor.Hatta yağmasını da O sağlıyor.Ama göremezmişiz kardeşim.Çünkü Allah(c.c) çok güzelmiş ama bizim gözlerimiz O'nu görebilecek kadar güzel değilmiş.Eğer bu gözlerimizle biraz olsun görebilirsek gözlerimiz O'nun güzelliğine dayanamaz kör olurmuş Mahir.
-Peki hiç göremeyecek miyiz abla ? Gözlerimiz hiç güzel olmayacak mı ?
-Cennette Mahir,cennette çok güzel gözlerimiz olacak.O zaman gözlerimiz kör de olmaz öyle değil mi ? Kör olmayı istemeyiz öyle değil mi canım benim.
-Evet abla.Kör olmak istemeyiz.Kör olursam karın yağdığını nasıl görebilirim ?
-Hadi karın yağdığını görebilmek için dua edelim öyleyse.Ellerini aç ve söylediklerimi tekrarla.
-Tamam ablacığım.
-Allah'ım yarın bizim evimizin önüne kar yağdır.Bembeyaz olsun.Dizlerimiz kadar olsun.Hiç üşümeyelim ama.Kardan adam yapalım.
-Abla neden sadece bizim evimizin önüne yağmasını istiyorsun.Hayır Allah'ım.Sen herkesin evinin önüne yağdır.Çünkü sadece bizim evimizin önüne yağarsa Harun üzülür,Nisa da üzülür hatta ağlar.Yarın köyümüzdeki bütün evlerin önüne kar yağdır Allah(c.c)'ım.Ama dedemlerin evinin önüne çok yağdırma.O zaman nenem sabah çok üşür.
-Amin Allah(c.c)'ım.
-Amin Allah(c.c)'ım.
Geceye dair son sözleriydi bunlar.Ayşe ve Mahir aminlerle uyudu işte.Mahir'in uykusu yoktu.Ama sımsıkı kapattı gözlerini.Uyumalıydı.Çünkü uyuyunca sabah hemencecik oluyordu.
-Mahir,Mahir uyan hemen canım.
Korkarak uyandı Mahir.Hiç sarsılarak uyanmamıştı ki.Ablası hep öperek uyandırırdı.
-Ne oldu abla ?
-Kar...Kar yağıyor Mahir.
Sabah olmuş sabahın ilk ışıklarıyla kar yürümüştü gökyüzünden yeryüzüne,bulutlardan toprağa.Ayşe'nin gözleri pencerenin en güzel halini görüyordu belki.Toprağın,ağaçların...Gelinliğin en güzel hali işte.
Mahir ablasının elinden tuttuğu gibi pencereye koştu.Kar,radyodaki abi gibi konuşmak istedi ve bağırdı avazı çıktığı kadar.
-Evimizin önüne kar yağıyoooooor.
Sabahın altısıydı henüz.Mahir'in annesi babası belki bu sese uyanıyordu.Ayşe'nin heyecanına ise diyecek yok.Çoktan eldivenlerini küçülen borlarını atkısını aramaya koyulmuştu bile.Hepsinden ikişer çift aldı ve oturdu hemen Mahir'in yağan karı izleyen gözlerinin yanına,pencerenin önüne.
Mahir sevinç çığlığından sonra sessizleşmişti.Kim bilir ilk defa gördüğü bu gelinliğin yağışı sessiz olduğu için kar gibi olmaya çalışıyor belki de duasını kabul ettiği için Karı Yağdıran'a teşekkür ediyordu.
-Hadi Mahir dışarı çıkalım.
Ayşe bir yandan eldivenlerini giyerken diğer yandan da atkısını Mahir'e uzatıyordu.
-Abla neden dışarı çıkıyoruz ki ?
-Karla oynayacağız Mahir.
-Ama ellerimiz kar gibi değil ki ?
Elleriniz uzatmıştı Mahir.
-Ya kar kirlenirse.Baksana ne kadar düzgün.Hiç kimse yürümemiş üzerinde.Şimdi botlarımızla yürürsek üzerinde canı yanarsa.Bu ellerimizle dokunursak ona kirlenirse.Çok beyaz,çok temiz.Çıkmayalım dışarıya,sadece izleyelim olmaz mı ?
Sessizlik sırası şimdi Ayşe'deydi.Eldivenlerini,botlarını,atkısını bir kenara koydu.Mahir haklıydı.Elleri kar kadar temiz değildi.Dokunamazdı ona.Mahir ilk defa kar görmüştü.Bu güzelliği bozamazdı,yürüyemezdi üzerinde.Kardan adam yapamazdı.Kar topu oynayamazdı.Altı yaşındaki kardeşinin ilk defa gördüğü bu gelinlik kendisinin gördükleriyle bir değildi.Bu çocuk nasıl bakıyordu acaba kara,karın yağışına.Ki böyle şeyler düşünebilsin.Okuldaki hiç bir arkadaşı,hiçbir öğretmeni,Nazlı,Harun,Nisa... kara böyle bakmamışlar böyle görememişlerdi karı.
O gün akşam gün batımın kadar pencereden sadece karın yağışını izlediler.Ve o kar gördüğü ilk ve son kar oldu Mahir'in.Tıpkı gördüğü son gece olduğu gibi...Ve o gecenin sonunda Karı Yağdıran'ı görmeye gitti.Gözleri kör olmadan ilk defa karın yağışını izlemişti o gün.Kim bilir belki de gözleri kör olmadan gittiği yerden Karın Sahibi'ni izleyecekti.
Vesselam

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Tüfekle vurduğu genci ölüme terk etti
Tüfekle vurduğu genci ölüme terk etti
Aksaray’da minibüs devrildi: 1 ölü ,2 yaralı
Aksaray’da minibüs devrildi: 1 ölü ,2 yaralı