İki Vav
Sefa Yaşar

İki Vav

Ecel yastığım olsun dizlerin Bak yetmedi işte koca bir ömür Işıl ışıl gözlerin Kefenim olsun Mahşerde seni arasın bu ömür.

Ecel yastığım olsun dizlerin
Bak yetmedi işte koca bir ömür
Işıl ışıl gözlerin
Kefenim olsun
Mahşerde seni arasın bu ömür.
Gülbare Hatun'un mısraları Mehmet Efendi'nin oracıkta nefesini kesti.Bir ara 'Nereye Cancağzım.' diyecek oldu.Vazgeçti.Çağrılan adres aşikardı çünkü.Ömrün son anlarında insana hediye edilen birgüç vardır ya hani.Bir an öncesine kadar gözlerini dahi kıpırdatamayan can ölümü hissettiğinde bir fer bulur gözlerinde.Gülbare Hatun işte bundandır ki toparladı kendini biraz.Bir şeyler dileyecek gibiydi refikinden.Dizlerindeki kıpırdanmayı fark eden Mehmet ümitlendi bir an.Kim bilir belki de ölümüne hiç inanmadığı bu kadının biraz daha kalacağını düşündü.
-2 Vav.Beni oraya götür.
Paslanmış kulakları Mehmet'in bu isteğiyle doldu Gülbare'nin.2 Vav namaz kıldıkları odanın ismi.Topraktandı zemini.3 duvardan ibaretti.Kıbleye dönük yanı yaz zamanı açık olur kış döndüğünde ise camekanlarla örtülürdü.Duvar dipleri boydan boya gül ve lalelerle örülü olurdu.Ne güzeldiler.İşte bu koca ömür için sohbet-i canan odasıydı burası.2 Vav.Gün sol cenaptan görüldüğünde başlardı göz göze sohbet.Gülbare'nin eleri üst üste Mehmet'in dizlerinde.Sol yanına inen saçları olurdu bizim yaşlı kadının.Koca Memed'in ise asası ise hemen yanında.Zannedilmesin ki yaşlılık başa düşünce eline aldı bu asayı Mehmet.Hayır.Bu sohbet ne zaman başlasın yanında olurdu.Güneş sağ cenaptan batıncaya kadar yani 2 Vav'dan güneş artık görünmez oluncaya kadar devam ederdi bu sohbet.Ne tablo ama! Tablo eşsiz ancak öyle her zaman gözlerinizle görebileceğiniz cinsten değil vesselam.Çok nadir olurdu bu sohbetler.Evet 2 Vav odasının kapısı her gün aşındırılırdı.Çoğu zaman namaz kılmak için güllerin ve lalelerin can damarlarına su için ve daha bir sürü şey.Gönül kendini bu odada görmek isterse daima bir bahanesi olurdu hani. Ve şimdi Gülbare Hatun da o odayı istiyordu.Ancak bir sebep olmalıydı.Zira yıllardır bu hep böyleydi ve şimdi her ne kadar da durum hepsinden ayrı olsa da bunu değiştirmemek gerekliydi.
-Neden Can ?Nedir seni o odada görmek isteyen?
-Yarenliğim var.Eğer senin de varsa bir nefes kadar al götür beni oraya...
-Bir nefes kadar mı ?
Koca Memed'in gözlerine yaş yürüdü.Belki de en çok şimdi hissediyordu cananı kaybedeceğini.
'Bismillah' dedi kucakladı Gülbare'yi.Öncesine kadar bir tas suyu elleri titremeden dudaklarına götüremeyen yaşı geçmiş koca adam yarenlik var ya işin ucunda zerre kadar bile olsa sıkıntı çekmedi Gülbare'yi kucaklarken.Tıpkı bir zamanlardaki gibi.2 Vav' ilk çıktıkları günü hatırladı Mehmet.Evlendikleri gün...İkinin ikisi de bir olduğu gün...Ağır ağır çıktı merdivenleri.Gülbare'nin gözleri yarı açıktı.Ya odaya çıkamadan varlık ruhu terk ederse korkusu yoktu Mehmet'te.Gülbare söz verdi mi tutardı.Oraya götür beni demişse eğer 2 Vav'ı görmeden terk etmezdi Mehmet'i.Hayır terk edemezdi...Yeşilin en güzel tonundaki entarisi Mehmet'in kollarına dökülürken Gülbare sürekli selam alıyordu duvarlardan,basamaklardan,ahşabın gıcırtısından,güneşi bir ip yumağı gibi gören tekir kediden...Mehmet'in nefesi hızlanmıştı ki odanın kapısının sesi duyuldu.Vakit gecenin en efkarlı anı.Gökyüzü karanlık ancak 2 Vav aydınlık.Duvarların tavanla birleştiği noktalar mumlara bezenmiş.Güllerin gölgesi toprağa düşmüş vaziyette.Nasıl bir koku bu Ya Rab...
Mehmet kollarından aldı Lalesi'ni uzandı Lale toprağa boylu boyunca.Dizlerine Gülbare'nin başımı yeniden aldı Mehmet.
-Geldik cancağzım.
-Toprağın kokusu çok garip Mehmet.Çok soğuk.
-Gecedendir can.Bir vakit oldu gün görmedi.
-Gün görmeyen her toprak böyle kokar?
-?...
-Soğuk.Yalnızlık kokuyor be adam.Kabrim de böyle mi olacak?
Ölüm bu kadar yakınken ölümden dem vuruyor diye kızamazdı ki Mehmet şimdi Gülbare'ye.Ki Mehmet'in hep söylediği bir şeydi bu.Gelecekte,Gayb da bir zorluk mu var hayır onu konuşmanın zamanı bugün değildi.O gün gelecek zorlukla beraber konuşulacaktı.
-Okul bittiğinde...Kaç ay var bilmiyorum ama vakit çok kısa geliyor bana.Nasıl bir vedam olacak ya da sen nasıl veda edeceksin?
Gülbare'nin gözleri okyanus gibi.Bir akşam vakti.Okulun köküne kibrit suyu denildiği günlerden biri.Koca bir gün yürümedikleri sokak bırakmamışlardı.Yorgunluk ben burdayım dediğinde yemeklerini yemişler üzerine de iki şekerli çayını yudumluyordu Gülbare.Mehmet henüz iki şekere.O üç şekerden vazgeçemez onu da yeterli bulmaz üstüne de daima bir şeker kıtlardı.
-Sus.Ne kadar kaldı dediğin gün geldiğinde konuşuruz bunları.Vakti değil be babacan.Şimdi buna gönül yormanın göz doldurmanın inan ki zamanı değil.Evet çok zor olacak ağlayacağız o gün göz göze ama şimdi o gün için elimizden hiç bir şey gelmez.
-...
-Hadi o doyamadığım gülüşlerinden birini al yüzüne.Değilse sigaranın külü ne kadar can yakarmış öğrenirsin.
Bunu söylerken elbette ciddi değildi Mehmet.Gülüyordu bunları söylerken.Ki Gülbare gül demekle gülmezdi ki.Gözleri mi dolmuş bir kere gülsün Mehmet,parlasın gözleri dayanamazdı elbette unuturdu bütün zorlukları.Silerdi gözlerini. Tehditte aklınız kalmasın dostlar.Mehmet'in işi işte.Laf hep vardı onda.Peki iş yapmaya gelince hayır hayır dokunamazdı bile.
Yine çok eski zamanlara kaydı Mehmet'in aklı.Hayal işte.Ne zordu o yılları unutmak.Gülbare'nin babası hep derdi İdadi yılları bi başkadır unutturmaz kendini insana diye.El Hak zerresi zerresine doğruydu bu sözler.Zaman ya da mekan seçmiyor yılların eskitemediği o anılar gelip kuruluyordu işte.
Sıyrıldı karanlıklarından Mehmet.Zira bir soru vardı önünde Gülbare'ye ait.Cevap beklerdi şimdi bu kadın.Şimdi nasıl söylenirdi ki kabrin yalnızlığı.
-Altından ırmaklar akan cennet bahçeleri soğuk olmaz be kadın.O ebedi yurt üşütmez seni.
-Yalnızlık daha soğuk değil midir cancağzım.İnşaAlllah nasip olur da bir cennet bahçesine düşsem de yalnız değil miyim o bahçede ?
-Cennet orası can.Yalnızlığın adı geçmez orda.
-Sen yoksan yalnızlığın koynundayımdır ben Koca Memed.Bilmez misin ?
-Kazık mı çakacağım sanki bu aleme.Hem bakarsın beraber gidiveririz gaybı bilenimiz mi var can.
-Söz verdin beraber gitmek yok.İnşAllah Rabb'im senden önce alır beni yanına.Hem unuttun mu benden sonra yapacak çok işin var benimle gelemezsin.
Verilmiş bir söz vardı zamanında vesselam.Yine yıllar öncesinden.Bir zamanlar birlikte amin diyemedikleri iki duaları vardı.Gülbare Mehmet'in ölümünü görmek istemiyor ve bunun için daima ondan önce göçüp gidebilmek için dua ediyordu.Tabii Mehmet'in de istediği farklı değildi hani.O da Gülbare'nin öldüğünü görmeyi bir türlü düşünemiyor bundandır ki dilinden düşürmediği bir duaya sahip oluyordu.Elleri açıldığında 'Rabb'im beni Gülbare'mden önce al yanına.' derdi hep.Nihayetinde ikisi de birbirlerinin bu dualarına amin demek şöyle dursun bu dualarından dolayı bi güzel azarlarlardı birbirlerini hatta gönül koyarlardı.Tabii Mehmet bakacak amin dedirtmenin bir yolu yok işin içine kurnazlığını koyar amin dedirtirdi.Yalanla mı dersiniz? Allah korusun Mehmet'in Gülbare'ye yalanını kim görmüş ki dostlar ? Türlü oyunları olurdu hep Mehmet'in.Gülbare'yi en dalgın anında yakalar bir açığını buldu mu amin dedirtirdi.Sonrasında durumu anlayan Gülbare'nin yüzü düşme pahasına olsa da...Ancak bu uzun sürmedi.Yine aynı yılların henüz sabahında bir cenazeye gitti Mehmet.Ve o güne kadar zar zor amin dedirttiği o duasından ömrü billah vazgeçti.Zordur bir duadan el ayak çekmek.Zordur inandığınız bir rağbete artık göz yummak.Zor oldu ancak unuttu Mehmet duasını.Hoş bilirdi ikisi de.Her ne kadar dua edilse de yazgılarındaki senaryoyu oynayacaklarını.Senarist de Yönetmen de Bir idi.Ve oyuncu olmanın gereği kabullenmekti.Gönül bu inkar da etmedi isyanda.Sadece duasını etti iki gönül, Allah affetsin.
-Sözüm başım üstüne cancağzım.Ama sen de sözünde dur olur mu ?
Mehmet'in bahsettiği söz ise başka bir duasıydı.İsrafil aleyhisselam bedenleri kabirden mahşere çağırdığında Mahşere beraber yürüyeceklerine dair söz almıştı Mehmet Gülbare'den.
-Allah izin verirse sağında yürüyeceğim can.Sözüm gönlüm üstüne.
Yarenlik istemişti Gülbare.Son demleriydi artık.Ölümün sekinesi yavaş yavaş üzerinden kayboluyor bizzat ölümün kendisi varlığını hissettiriyordu.Mana alemine bir yolculuğun tek kişilik bileti kesilmiş yolcu yolculuğu bekliyor du.
Dizlerine eğildi Mehmet.Gülbare'nin alnına dayadı dudaklarını.Bir pınardan su içer gibiydi.Doymak istemeyen bir hali vardı.Bir eli daima eşinin elindeydi zaten.Diğer elini de sol yanına koymuştu Gülbare'nin.Orada bir olmuştu bir çift el.
-Önce Sevgili'ye sonra Sevgili'sine selam söyle yarim.
-Ve aleyküm selam Koca Mehmet.
Beklemek...Ölüm meleğinin kucağındaki bir canın verdiği son nefesi almayı beklediği gibi beklemek.Yani öylesine sessiz.Yani öylesine geri dönüşü yok.
-Seni ölümü beklercesine seviyorum Mehmet.
Titrememek ne mümkün.Bu gece hüzün deryasında boğulmayan yürek kahrolsun.
-Seni ilk günkü gibi duran bir kördüğüm dibi seviyorum Gülbare.
Mehmet'in haykırdığını duymuş muydu Gülbare? Bilinmez.Ancak şimdi duyulan kesik bir şehadetti zira.Gülbare'nin semavi ruhu fani bedenini Mehmet'e emanet ederken inancını korumuştu.Yüzüne yayılan gülümseme Mehmet'in yüzünü aydınlatmayı yetmiş de artmıştı bile.Artanını cepkenine sakladı Mehmet. Ve bir daha dayadı dudaklarını o tertemiz alna.
Sabah ezanları 2 Vav'ın kubbesine dolarken bugün açılan bir çift göz vardı:Mehmet'in gözleri...
Gülbare'nin alnında buldu kendisini.Zaten rüya olduğuna hiç ihtimal vermediği rüyası dizlerindeydi.Evet dün gece misafiri ölüm meleğiydi.Selam vermiş selam almıştı.Giderken de eli boş değildi vesselam.Dizlerinden aldı sevdalısını Mehmet yüzünü kıbleye çevirerekten koydu toprağa başını.Odanın zeminindeki toprak en güzel bedenle vuslattaydı işte şimdi o güne kadar.Güller ve laleler...Lalelere dokunmadı Mehmet.Dokunamazdı.Güllere uzattı elini bir çiçeği dalından alıkoydu sonra.Gülün adı Münteha...Münteha'nın yeni yurdu Gülbare'nin cansız bedenindeki elleriydi.Mehmet gülü sevgilisinin eline bıraktıktan sonra ağır ağır adımladı 2 Vav'ı.Gecenin koyusunda geldiği gibi çıktı odadan.Müezzin Efendi ise Efendimiz'in ismini ezan ile yüceltmekte.Abdestini aldı zemzem suyundan.Yarım asırdan fazla ömrü vardı bu suyun.Göz de gönül de eski zamanlara kaydı yeniden.
-Sana zemzem suyu getirdim iki farklı şişede.İçindeki kağıt olan senin can.
-Ne yazıyor o kağıtta Mehmet.
Dürülmüş bir sarı kağıttı Gülbare'nin sorduğu.Yaş on sekiz.İçinde 22 yazan bir kağıt.Gülümsedi Gülbare.Tabi Mehmet de...Henüz bir yaşına basmamış bir sohbetin tek nişanesiydi 22.Her ayın 22'si tabi o güne kadar.Gülbare'yi çığlıklara boğan kolunda bir yazı...Mehmet'in evlilik teklifi...Mürekkepli bir kalemle yazılmıştı.Ayın 22'si idi.
-22 can.
-Peki su ? Zemzem suyu mu? Hani çatıda bahsettiğin...
-Evet Gülbare.Kudretin yettiğince saklaya bu suyu.Sen de ben de...Şişelerde tam bir abdestlik ve bir erguvanın can damarına yetecek kadar su var.Sebebini biliyorsun zaten.
Gülbare sebebini biliyordu da bilmeyenlere de öğretmek lazım gerekti dostlar.Çatıda bahsedilen su zemzem suyu yine bir ölüm sohbetinden sonra Mehmet'in aklına düşen bir hediyeydi sadece.Yaş on sekiz.Birlikte amin diyemedikleri dua artık yoktu.Cenazeye gidilen günden sonra değişen Mehmet'in duası artık birlikte amin dedikleri dua haline gelmişti.Ve Mehmet zemzem suyunu Gülbare'nin toprağına serpeceğine dair söz vermişti yarine.
Gönül hayalinden sıyrıldığında abdestini çoktan almıştı Mehmet.Geriye erguvanın köklerine yetecek kadar su kalmıştı yarım asırlık şişeden.Sabah ezanı ise bitmiş yol camiye görünmüştü.Kudretini topladı Mehmet yürüdü camiye doğru.İmam Furkan Efendi Necm Suresi'ni okumaktaydı.Fatihalar okundu namaza duruldu sonradan.Yaradan anıldı namazdan sonra.Cübbesini sarığını başından almıştı ki imam koluna Mehmet Efendi yapıştı.
-Bir ömürlük yoldaşım.Nefesini topla.Davudi sesinle sala vereceksin.
Furkan Efendi eyvah diyemeden söze atıldı yoldaşı.
-Gülbare Hatun'un salasını ver.Gün ağarınca beni bekle musallada.
Tek bir cevap dahi beklemeden arkasını döndü gidiyordu Mehmet.Susmak kalmıştı Furkan Efendi'ye de.
-Hele bir zikredeyim de Can'ın ismini sabaha gözünün yaşını silerim.
Mehmet Efendi evinin yolunu tutmuşken sala sesleri döküldü bir eli kulağında bir eli göğsünde imamın sesinden.Bir yandan salayı dinliyor diğer yandan şükürlerle adımlarını bir tutuyordu.
-Ey Alemlerin Rabbi
Her şeyi hakkıyla var eden,kuşatan,gözeten,yaradan
Ol deyince olduran Sultanım.
Bittim diyor aciz kulun.'Yettim kulum.' demeni bekliyor.Sekinenden bir yudum,yalvarıyorum.
Kıpırdayan dudaklarına şükrünü eksik etmeyen Koca Mehmet evine vardı.Aldı Kur'anı'nı geçti 2 Vav'a.
-Rahman suresi senin cancağzım.
Yine her zamanki gibi birlikte hatim indirdikleri zamanlar gibi...Mehmet okuyacağı sayfaları söylüyor ama bugün okunmayacağını kendisi de biliyordu.
'Oku' diyemedi Gülbare'ye cevap beklemek şöyle dursun.Aldı Rahman'ın ismini diline kendisi okumaya başladı.Rahman Suresi bitmiş iken henüz imam efendi de salasını bitirmişti.Sıra vefat haberini duyurmaya gelmişti.Bazen kendi sesini duymaktan aciz kalan Mehmet yoldaşı Furkan Efendi'nin aldığı nefesi bile duyabiliyordu şimdi.
-Vefat
Bombacı Salih Efendi'den olma
Zevcesi Nefise Sultan'dan doğma
Hattat Koca Mehmet'in sağ yanındaki cennet
Gülbare Hatun vefat etmiştir.
Cenazesi Mehmet Efendi'nin gönlünden Güneysınır Kabristanı'na kaldırılacaktır.
Allah rahmet eylesin.
Üçüncü kez tekrarlandığında bu sözler öyle bir amin dedi ki Mehmet Efendi yeniden hayata dönmeye izni olsa Gülbare Hatun'un and olsun kalkardı toprağın üzerinden.Ne amindi Ya Rab.Her bir zerresi titrer miydi hiç böyle bir ademin.
Diz çöktüğü topraktan kalktı Mehmet.Haberi Furkan Efendi vermişti ancak kendisinin de haber etmesi gereken bir can daha vardı.Allah'a emanet telefonunun ahizesini aldı kulağına.
-Selamun aleykum oğlum...
-Ve aleykum selam baba.Hayrola uyumadın mı namazdan sonra.
-Ben uyumadım da oğlum...
Sesi titredi Mehmet Efendi'nin.El Hak ölüm demek kolay değildi.Zira o da bunu yapamayacaktı zaten.
-Deniz'im ben uyumadım da anan kelime-i şehadetle dizimde şuracıkta uyuyakaldı be oğlum.Uyandıramadım gücüm yetmedi.Gel de kaldıralım Can'ımı uyuduğu yerden.
-Annem...Gülbare Hatun...
-Öyle güzel uyuyor ki.Koca kadın ömrü hayatında yüzüne beyaz örtüsünü örtmeden uyumazken bugün yüzü açık uyuyası tuttu.Sabah ezanına dahi uyanmadı.Kur'anı bastır sol yanına.Dualarınla yürü gel oğlum evimize.
Deniz...Annen vefat etti oğlum diyememişti ancak anlamıştı koca şairin dilinden.Bilirdi o da.Gülbare Hatun'un ölümünü babasının diline alamayacağını bilirdi.Şairane sözler etmiş ve gel oğlum demişti Koca Mehmet.Gelmeyen bedene cennet haram olsun.
-Uyandırmaya kudretim yetmez be baba.Varsın yetmesin.Uykuda da izleyemeyecek miyim anamı.Gülbare Hatun'un başını dizlerine al babam Koca Mehmet.Gün ağarmadan 2 Vav'dayım inşAllah.
Cümleten Vesselam

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Tüfekle vurduğu genci ölüme terk etti
Tüfekle vurduğu genci ölüme terk etti
Aksaray’da minibüs devrildi: 1 ölü ,2 yaralı
Aksaray’da minibüs devrildi: 1 ölü ,2 yaralı