Neden sabırsız, öfkeli ve kızgınız?

Sultan Akbulut
ABONE OL

Aile, kadın, çocuk, ahlak, hoşgörü ve buna benzer değerlerimiz vardı bizim eskiden. Yolda sokakta hiçbir erkek helali olmayan kadına gözünün ucuyla dahi bakamazdı. Çocuklar sokaklarda özgürce, korkmadan oyunlar oynarlardı.

Konu komşu kapı önlerinde gece yarılarına kadar sohbetler ederdi. Aileler aynı odanın içinde daha samimi ve daha birbirine bağlıydı.

Günümüzde ise bu değerlerimizi bir bir kaybediyoruz. Kadınlarımız namus bahanelerine sığınılarak eşleri, kardeşleri, babaları, oğulları ya da hasta ruhlu canilerce hunharca öldürülüyorlar. Kız ve erkek çocuklarımız sapık zihniyetli insan müsveddelerinin cinsel istismarlarına uğruyor. Kendilerini savunamayacak kadar küçük çocuklarımızı içimiz yana yana toprağın altına gömüyoruz.


Toplum olarak biz ne ara bu kadar vicdansız, merhametsiz ve kötü olduk. Etrafımız kızgın, öfkeli, sabırsız, şükürsüz insanlarla dolu. Yolda sokakta kavgaya gürültüye bahane arıyoruz. Türkiye’nin en huzurlu kenti olarak övündüğümüz Karaman’da artık ne sokaklar, nede caddeler güvenli. Neredeyse kavgasız, gürültüsüz günümüz geçmiyor. Kalem, kitap tutması gereken eller bıçak, silah tutar oldu. Gençlik nereye gidiyor diye soruyoruz hepimiz birbirimize. Biliyoruz ki hiç iyi yerlere gitmiyor. Daha ortaokul çağındaki çocuklarımızda bile bir kabadayılık özentisi almış başını gidiyor. Gençlerimizi birer birer kaybediyoruz ne yazık ki. Hapishaneler daha yaşları 18 bile olmamış gençlerle dolup taşıyor. 


Aileler çocuklarını sokağa, çarşıya pazara göndermeye korkuyor. Okuldan veya gittikleri yerden biraz geciksinler hepsini alıyor bir telaş. Belki de aile yapımız bozulmaya başladığı içindir gençlerimizdeki bu durum. Çünkü eskiden ailelerde sadece babalar çalışırdı. Anneler evde olurdu. Bir baba otoritesi vardı. Çocuklar babalardan çekinirdi. Onlardan izinsiz adım dahi atamazlardı. Şimdi ise annelerde babalarda ekonomik koşullar nedeniyle çalışmak zorunda. Haliyle çocuklarda kendi başlarına yâda aile büyüklerinin yanında büyümek zorunda bırakılıyor. İlgisizlikten yâda sevgisizlikten belki bilmiyorum ama çocuklar hep dışarıya yöneliyor. Eskiden sadece kötü alışkanlık olarak sigara ve içki gelirdi. Günümüzde ise uyuşturucunun bin bir çeşidi çocuklarımızı esir alıyor. Daha oyun çağındaki çocuklarımız uyuşturucu batağına saplanıyor. Peki, biz ne yapmalıyız bu durumda onu sorgulamamız gerek. En başta anne-baba olarak çocuklarımıza daha ilgili ve şefkatli olmalıyız. Onları kendimizden uzaklaştırmak yerine birlikte vakit geçirmeliyiz. Attığı her adımı takip edip, kontrol etmeliyiz. Kimlerle arkadaşlık ediyor, nerelerde vakit geçiriyor bilmeliyiz. Bu konuda okullarda da eğitimler verilmeli.


Ayrıca medyaya da büyük görev düşüyor. Televizyon kanallarında şiddet eğilimli diziler, filmler, programlar olmamalı. Çünkü ekranda izlediğimiz her şeye özenen bir toplum olduk. Eskiden kanallarda sımsıcak tertemiz aile dizilerimiz vardı. Süper Baba, Bizimkiler, Mahallenin Muhtarları, Baba evi gibi. O dizilerde ailenin, komşuluğun, arkadaşlığın, kardeşliğin önemine değinilirdi. Şimdilerde ise kimin eli kimin cebinde belli olmayan, ahlaki değerlerimize ters ilişkilerin, silah, kavga ve şiddetin eksik olmadığı diziler izliyoruz. Dizilerin dışında ise ekranlardaki saçma sapan kaynana-gelin, yemek ve moda programlarında sırf reyting almak uğruna hakaretler havada uçuşuyor. Haberlerde hemen hemen her gün kadın şiddeti, cinayetleri izliyoruz. Haliyle toplum olarak şiddetten ve kavgadan beslenir olduk. Böyle giderse çocuklarımızı, gençlerimizi birer birer kaybedeceğiz.


Eskilerin bir sözü vardır. “Öfkeyle kalkan zararla oturur” diye. Zararla oturmamak için öfkemize hâkim olmayı öğrenmeliyiz. Sabırlı ve kontrollü olmak her zaman bize artı değer katar…