Nisan yağmuru gibi olmak

Davut Karaman
ABONE OL

   
         Dr. Öğr. Üyesi Davut Karaman

     Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi
           davut.karaman@alanya.edu.tr

Öyle bir insan olmalı ki, tıpkı nisan yağmuru gibi toprağa bereket, bitkiye hayat vermeli. Yağmurun toprakla, denizle, insanla vuslatı dünyanın zenginliğine zenginlik katmaktadır. En verimli yağmurlar olarak bilinen bu yağmurlar hakkında yıllardır süregelen değişik rivayetler bulunmaktadır. Ancak asıl olan şudur ki ister rivayet ister gerçek olsun nisan yağmurlarının doğaya vermiş olduğu huzur yadsınamaz bir gerçektir.

Nisan yağmurları ile tüm dünyayı eşsiz bir huzur sarar. Kara kışa bedenini feda etmiş tüm bitkilerin yeniden canlanmaya başlaması ile doğanın huzur katsayısı hızla artmaktadır. Kışın yağmurdan birçoğu kaçmak isterken, nisan yağmurlarında yürümek, ıslanmak ister. Çünkü nisan yağmuru diğer yağmurlar gibi üşütmez ve sizi asla üzmez. O’nun her damlası size ayrı bir güzellik sunar.

Bu güzellikler sadece gün yüzü ile sınırlı değildir. Ayrıca denizin derinliklerinde kayalara yapışmış vaziyette, her gün akıttığı gözyaşları ile biçare halde bekleyen sayısız istiridye kabukları bulunmaktadır. Bu gözyaşları nisan yağmurları ile buluşunca eşsiz bir güzellik olan inci haline dönüşmektedir. Sıradan bir kabuktan dünya harikası bir inci doğuyor ise bunun en temel kaynağı nisan yağmurudur.

İnsanı alır götürür uzaklara, gizemli dünyaların kucağına bırakıverir nisan yağmuru. Derin hülyalar içinde, her daim vuslat peşinde hiç bıkmadan, usanmadan koşmayı öğretir. Koşmalısın ki vuslatın hayal değil gerçek olsun, der ve devam eder. Bak gökyüzüne nasıl da rengarenk bir gökkuşağı sundum size, sorsam ona da imkansız dersiniz. İşte sizi hayallerinize ulaştıracak köprü bu gökkuşağıdır.

İmkansızın imkanı olan, buğdayı başağa çeviren, hastalara reçete olan nisan yağmurudur. Hatta başka bir rivayete göre ise birçok hastalığa da deva olduğundan bahsedilmektedir. Nisan yağmuru adeta gizli ve güçlü bir hazinedir.

Kış yağmurları gibi olup da kaşıkla verdiğini kepçeyle almamak lazımdır ki, insanlık bunu gerektirir. Çünkü kış yağmurları da verir, verir, verir en sonunda sel olup yakar, yıkar ve ne varsa da alıp gider. Ortada ne bereket kalır ne de huzur. İşte tam da bu noktada sayısız faydaları olan tek bir ümit ışığı vardır o da nisan yağmurları.

Saymakla bitmez bunlar fakat bize düşen görev ise nisan yağmuru gibi her daim çevresine bolluk, bereket, huzur veren olabilmektir. Çevremizdekilerin sorunlarını artıran değil, çözen olabilmektir. Ve nisan yağmuru gibi ölçülü, dengeli olmalı ki ne kuraklık olsun, ne de sel olup yıkıp gitsin.

Günümüzde insanlara baktığımızda maalesef gördüğümüz de odur ki ya kurak bir hayat sunmayı ya da aşırı yağmurların altında yaşatmayı tercih etmektedirler. Halbuki asıl olan insanı ne nefessiz ne de oksijen zehirlenmesine maruz bırakacaksınız. İdeal yaşam her daim, her şartta dengeli yaşamdır. İnsan tıpkı nisan yağmuru gibi olmalı; çevresinin huzur kaynağı, az, öz ve bereketli.