Neme lazım, biri yapar!

Davut Karaman
ABONE OL

Bir sistemin sağlıklı çalışması için sistem içindeki birimlerin görevlerini tam ve zamanında yapmaları gerekmektedir. Bununla birlikte çarklardan bir tanesinin bile dönmesi gereken yerde dönmemesi halinde sistem felç olma durumu ile karşı karşıya kalabilmektedir. Nasıl ki; yeni doğan yavrusuna yiyecek getirerek beslemek gibi görevi olan anne kuşun, bu görevini ifa etmediği zaman yeni nesil bir kuşun büyümesi mümkün olmamakta ise, gelecekte bir dünyanın varlığı ise bugün yaşayan herkesin görevini layıkıyla yapmasına bağlıdır.

İnsan da dahil olmak üzere tüm canlıların yaşadığı bir dünyamız ve bu dünyadaki yaşam oyunun belli kuralları var. Herkes bu kuralların gerekliliklerini yerine getirerek yaşadığı sürece, yaşam hiç kimseye işkence haline gelmeyecektir. Bazen öyle bir hal içine gireriz ki; hayatta, yaşamdan daha kötü bir durum yoktur diye düşünürüz. Peki bu düşüncenin kaynağı nedir? Ya eşinize, ya arkadaşınıza ya da başka birisine, yapması gerekeni yapmadığı için kızmanız olabilir mi acaba? İçeriğine bakarsanız genellikle de incir çekirdeğini doldurmayacak sebeplerdir bunlar.

Demek ki bizde herhangi bir görevimizi zamanında ve olması gerektiği gibi yap-maz-sak eğer yaşam alanımızdaki birilerini -ki genellikle sevdiğimiz kişilerdir bunlar- üzmüş olabiliriz. Biz insanların yaşam gayesi çevresine pozitif enerji vermek olması gerekirken, atmosfere bıraktığımız negatif enerji kısa vadede çevremizi, uzun vadede de kendimize zarar verecektir. Unutmayalım ki hayat bumerang gibidir; ne atarsanız, günün birinde o size geri döner gelir.

Gündüz yanan sokak lambalarını “nasıl olsa biri söndürür, birileri ihbar eder” diye çevrede yaşananlara karşı duyarsız kaldığımız sürece hep birlikte daha fazla elektrik faturası ödemek zorunda kalmaya devam ederiz.  Yaşama dair daha duyarlı olmalı ve hayata bir şeyler katabilme düşüncesini taşımalıyız. Her daim ilk adımı karşıdan beklemek yerine, o adımı atan biz olmalıyız. Neme lazım, nasıl olsa birileri yapar diyerek geçen bir ömrün sonunda gelinen noktada, dünyaya dair bir şeylerin olmadığı silik bir hayatı görürüz.

Yaşam kılavuzumuz olması gereken başka bir düşünce ise toplum olarak, ülke olarak hepimizin okyanusta aynı gemide yolculuk yaptığımızın farkına varmamızdır. Her birimizin görevini gerektiği gibi ifa etmemesi, yapmış olduğu sorumsuzluk, duyarsızlık gibi tavırlar; birlikte yolculuk yaptığımız gemiye delik açmak gibidir. Bu delikler biri ya da birileri tarafından kapatılmaz ve aynı zamanda yeni deliklerin açılması engellenemez ise geminin zamanla okyanusun ortasında batması kuvvetli bir ihtimaldir.

Karşıdan karşıya geçmeye çalışan yaşlı teyzeden, yol kenarında ayağı ezilmiş kediden, darda kalmış insanlardan ve daha birçok sayamadığımız durumlardan sorumlu olduğumuzu bilerek gereğini yerine getirmeliyiz. Neme lazım, nasıl olsa biri otobüste ayaktaki yaşlı, hasta, hamile birine yer verir diye düşündüğümüz zaman genellikle ortaya çıkan sonuç o kişilerin ayakta yolculuk yapmak zorunda kaldıkları bir tablodur. Herkes fedakarlığı karşıdaki kişiden beklemeye devam ettiği sürece bu manzara hiçbir zaman değişmeyecektir.

Hayatımızda kişi olarak, aile olarak, toplum olarak bir şeyler kazanmak istiyorsak eğer hayatımızdan bir şeyleri feda etmemiz gerekmektedir. FEDA + KAR kelimelerinin birleşiminden oluşan fedakar kelimesi de bunu ifade eder. Son olarak günlük hayatta sıkça karşılaştığımız ortamları hatırlatan aşağıdaki örnek “neme lazım, biri yapar” durumunu daha açık izah etmektedir.

Yapılması gereken bir iş vardı. HERKES, BİRİSİ’ nin bu işi yapacağından emindi. HERHANGİ BİRİ bunu yapabilirdi. Ama HİÇ KİMSE yapmadı.  Sonunda HERHANGİ BİRİ’ nin yapacağı işi HİÇ KİMSE yapmadığı için HERKES, BİRİSİ ni suçladı. Neme Lazım Biri  Yapar!..