Yûnus olunca ne olmuyoruz?

Karaman Milletvekili Selman Oğuzhan Eser, Yunus Emre ve Türkçe yılı için çıkartılan gazeteye özel açıklama yaptı. ''Yûnus olmak edeb içre olmaktır'' diyen Milletvekili Eser'in açıklaması şöyle;

Yûnus olunca ne olmuyoruz?
Editör: Karamanca
16 Ağustos 2021 - 13:54




''Bugün Yûnus Emre hakkında yüzlerce yazı ve konuşmaya şahit oluyor ve bunlara açık kaynaklarda rahatça ulaşabiliyoruz. Ancak Yûnus Emre hakkında bu kadar yazılıp-konuşulması ile Yûnus Emre’nin dünyasına ittibâ ettiğimiz söylenebilir mi? Nedir Yûnus Emre’nin dünyası? O dünyaya ittibâ edince, karşımıza neyi aldığımızı belirginleştiriyor muyuz?

En azından Yûnus Emre ile aynı dünyayı paylaşma gayretimiz, birilerinin rahatsızlığını birilerinin de ümidini yükseltiyor mu? Yûnus’un dünyası hangi dünyaların geçersiz kılınması ile inşa edilmiştir? Bunların akademik bir anlatısını yapma niyetinde değilim; Yûnus gibi işitip görmenin gayretindeyim sadece. Bunu da Yûnus’a yoldaşlık yaparak becerebileceğimi veya becermeye yaklaşabileceğimi düşünüyorum.


Yûnus olmak evvela hırslarımızdan arınmaktır diye anlıyorum:

Hiçbir kişi bilmez bizi biz ne işin içindeyiz
Ne hırsımız baydır bizim ne nefsimiz içindeyiz

Bizi hırsa sürükleyenin ise dünyanın vaatlerini ciddiye almaktan geçtiği aşikardır:

Dünyaya inanırsın, rızka benimdir dersin,
Niçin yalan söylersin, çün hiç dediğin olmaz.


Halbuki “Hak cihana doludur” der Yûnus Baba. Boşluk bulamayacağımız bu doluluk karşısında “belki de bir şey vardır” zehabına kapılmamak gerekir. Bu aymazlığa düşenlerin karşısında kendini hep diri tutmaktır Yûnusça yaşamak. Bu şekilde karşına alacağın kişinin de belirginleştiğini düşünüyorum:

Yunus sözü alimden zinhar olma zalimden
Korkadurun ölümden cümle doğan ölmüştür

Demek ki öleceğini anlayan insan zulme bulaşamaz; zira öleceğini anlamak yaşanılacak bir hayatın değerini işaret eder. Bu farkındalık ile insanoğlunun telef olmaktan kurtulup ölümle şereflendiğini bilmek gerekir. Yani hayatın değere matuf olduğunu ve değerin de dünyada yitip gidecek işlerle görünür kılınamayacığını anlıyoruz. Nihayetinde din gününde hesaba çekileceğimizi bilmemenin, bizi zulme sürükleyen bir hususiyet arz ettiği anlaşılıyor. Pekiyi ne yapacağız buraya erince? Bu makamda neler yapılırmış erenlerce, aşıklarca?

Yetmiş iki millete kurban ol âşık isen
Tâ âşıklar safında tamam olasın sâdık


Ben buradan millet olana hizmetin esas olduğunu anlıyorum. Dünyada hizmetin başka güce ve alana yapılmayacağını anlıyorum. Demek ki devlet de millete hizmet edecek insan da millete hizmet edecek. Etnisite temelli değil din temelli bir millet anlayışının olduğu zamanda yaşadı Yûnus bunu unutmamak gerekir. Nedir bu millete hizmetin sınırı peki? Aslında işlerin nihayetinde bize ne gerektiğini hülasa halinde veriyor Yûnus.

Yunus sözün anlarsan, söz manasın dinlersen,
Sana bir amel gerek, burda kimsene kalmaz

Bir amel üzere olmak yetermiş diyor Yûnus. Peki diğer bütün amellerimizi yapmamızı sağlayacak bu başat amel nedir? Benim Yûnus’tan öğrendiğim; insan olmak edeb üzere olmaktır. Bu amel, biz insanoğlunu “edeb” sahibinin yolundan ayırmayacaktır. “Edeb” ile nasiplenmemiş kişinin “agâh” olmayanların yoluna düştüğünü hemen görebiliriz. Edeb ile yürüyen amelde eksik kalmaz. Edebini bilen her şeyini bilir. Demek ki Yûnus olmak edeb içre olmaktır.

Er odur alçak dura, ayak odur yola vara
Göz odur ki Hakk'ı göre, gündüz gören göz değil

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum