Tecrübe kiralamak isteyen işveren burada mı?
Bir insanın yirmi yıllık meslek hayatını satın alabilir misiniz?
Maaşından ya da zamanından bahsetmiyorum;
Yaptığı hataları, aldığı doğru kararları, tanıdığı piyasaları, kimseye söylemediği küçük püf noktalarını… Bir teklifin daha ilk satırında bir terslik olduğunu hissetmesini, telefondaki ses tonundan teslimatın gecikeceğini anlamasını, herkes “olur” derken neden biraz daha beklemek gerektiğini sezmesini…
Bugüne kadar cevabımız büyük ölçüde hayırdı.
Yirmi yıllık bir satın alma uzmanını işe alabilirsiniz. Onun bilgisinden, ilişkilerinden ve tecrübesinden yararlanabilirsiniz. Fakat beyninde biriken yirmi yılı kopyalayıp yan masadaki on kişiye aktaramazsınız.
Tecrübenin kıymeti biraz da buradan geliyordu.
Az bulunuyordu.
Yavaş oluşuyordu.
Sahibinden kolay kolay ayrılamıyordu.
Önceki yazıda, bir gün yapay zekâ ajanlarının da CV’leri olabileceğini söylemiştik. Peki o dijital CV’nin en önemli satırında ne yazacak?
Büyük ihtimalle mezun olduğu okul değil.
Tecrübesi.
Bir Satın Alma Ajanı düşünün.
Önünden on binlerce satın alma dosyası geçmiş. Binlerce tedarikçinin teklifini incelemiş. Fiyatların yalnızca ne kadar olduğunu değil, sonrasında ne olduğunu da görmüş. Hangi firma düşük fiyat verip teslimatı geciktirmiş, hangisi pahalı görünmesine rağmen üretim hattını hiç durdurmamış, hangi malzeme ucuz alınmış fakat kalite problemi nedeniyle üç kat maliyet çıkarmış…
Bunların hepsini biliyor.
Teknik dokümanı inceliyor. Teklifteki ürün kodlarıyla şartnameyi karşılaştırıyor. Geçmiş fiyat hareketlerini takip ediyor. Döviz değişimini hesaba katıyor. Tedarikçinin daha önce verdiği termin sözlerini ne ölçüde tuttuğunu kontrol ediyor.
Bir teklif alışılmadık ölçüde düşükse hemen sevince kapılmıyor.
Çünkü bazen çok ucuz teklif fırsat değil, ileride gönderilecek bir özür e-postasının habercisidir.
Fakat burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.
Bir yapay zekâ sistemine yüz binlerce dosya yüklemek, onu tecrübeli yapmaya yetmez. Bir arşivin büyük olması, arşiv memurunu bilge yapmaz.
Ajanın yalnızca geçmiş fiyatları değil, o fiyatlarla alınan kararların sonuçlarını da görmesi gerekir. Hangi tedarikçi seçildi? Ürün zamanında geldi mi? Kalite kontrolünden geçti mi? Üretimde sorun çıktı mı? Müşteri memnun kaldı mı? Ucuz tercih gerçekten tasarruf mu sağladı, yoksa daha sonra pahalı bir hataya mı dönüştü?
Çünkü tecrübe yalnızca “ne yapıldığını” bilmek değildir.
Yapılan şeyin neye yol açtığını bilmektir.
İşte yapay zekâ ile büyük verinin birlikte çalışması tam bu noktada önem kazanıyor.
Büyük veri, geçmişin hafızasını taşır.
Yapay zekâ ise o hafızanın içerisindeki ilişkileri, tekrarları ve anormallikleri anlamaya çalışır.
Biri olmadan diğeri eksik kalır.
Yapay zekâ, büyük veri olmadan parlak fakat tecrübesiz bir yeni mezuna benzer. Büyük veri ise yapay zekâ olmadan kilitli bir arşiv odasıdır. İçeride çok şey vardır ama hangi dosyanın ne işe yaradığını bilen kimse yoktur.
Ajan, bu ikisinin meslek edinmiş hâlidir.
Yeterince doğru veriyle beslenirse, gerçek sonuçlarla eğitilirse ve yaptığı her işten sonra yeniden değerlendirilebilirse, bir süre sonra karşımızda yalnızca hızlı çalışan bir program değil, dijital bir meslek birikimi oluşabilir.
İşin ekonomik bakımdan asıl ilginç tarafı bundan sonra başlıyor.
Çünkü insan tecrübesi bir kişiye bağlıdır.
Ajanın tecrübesi ise teknik olarak çoğaltılabilir.
Bir fabrikada çalışan tecrübeli satın alma müdürünü aynı anda yüz farklı şirkette çalıştıramazsınız. Fakat aynı satın alma ajanını gerekli güvenlik sınırları, şirket verileri ve ayrı çalışma ortamlarıyla yüzlerce şirkete sunabilirsiniz.
Bir şirkete aylık olarak kiralayabilirsiniz.
Bir başka şirkete işlem başına kullandırabilirsiniz.
Belirli bir tasarruf hedefi üzerinden başarı primiyle çalıştırabilirsiniz.
Belli bir proje için üç aylığına görevlendirebilirsiniz.
Bugün danışmanlık şirketlerinden belirli sürelerle uzmanlık satın alıyoruz. Yarın uzman kişinin zamanını değil, onun mesleki karar verme biçiminden öğrenmiş bir ajanın kapasitesini satın alabiliriz.
Bu, özellikle küçük şirketler için büyük bir değişim yaratabilir.
Büyük şirketlerin en önemli güçlerinden biri yalnızca sermayeleri değildir. Yıllar boyunca biriktirdikleri kurumsal hafızadır. Binlerce proje, yüzlerce çalışan, geçmişte yapılmış hatalar, oluşturulmuş prosedürler, sınanmış tedarikçiler…
Küçük bir şirketin bu birikime ulaşması yıllar sürer.
Fakat dün kurulmuş bir işletme, yarın otuz yıllık satın alma verisiyle eğitilmiş bir ajanı kiralayabilirse ne olur?
Ya da köklü bir şirket satın alma departmanında çalışan personel sayısını %70 azaltıp aldığı verimliliği %50 artırırsa ne olur?
Artık şirketin yaşı ne olursa olsun dijital çalışanlarının toplam tecrübesi yüz yılı geçebilir.
Bir finans ajanı nakit akışını izler. Bir dış ticaret ajanı ihracat belgelerini kontrol eder. Bir kalite ajanı uygunsuzluk kayıtlarını karşılaştırır. Bir satın alma ajanı tedarikçileri takip eder.
Küçük şirket bir gecede büyük şirkete dönüşmez elbette.
Ama büyük şirket gibi düşünme ve kontrol etme kapasitesinin bir bölümünü kiralayabilir.
Bu gelişme, tecrübenin ekonomik değerini de değiştirecektir.
Bugün yirmi yıllık bir uzman değerlidir; çünkü yirmi yıllık birikimi nadirdir. Aynı birikimden binlerce dijital kopya üretilebilirse, bilginin kıymeti ortadan kalkmaz ama kıymetin kaynağı değişir.
Tecrübeli insan artık yalnızca işi yapan kişi olmayabilir.
Ajanı eğiten, sınayan, hatalarını bulan ve hangi durumda ona güvenilmemesi gerektiğini öğreten kişi olabilir.
Bugün usta çırağını yetiştiriyor.
Yarın usta, yapay zekâ ajanını da yetiştirebilir.
Bir satın alma müdürü yıllardır edindiği bilgileri sisteme aktarabilir. Bir mühendis yüzlerce projede karşılaştığı hataları öğretebilir. Bir hukukçu yalnızca mevzuatı değil, hangi sözleşme maddesinin hangi durumda sorun çıkardığını gösterebilir.
Hatta insan emekli olduğunda bile tecrübesi bütünüyle emekli olmayabilir.
Onun kararlarından, düzeltmelerinden ve uyarılarından öğrenmiş bir ajan çalışmaya devam edebilir.
Bir bakıma insan, meslek hayatının dijital izini geride bırakır.
Ancak buradan “birkaç belge yükleyelim, tecrübeli ajanımız hazır olsun” sonucu çıkmamalıdır. Gerçek bir mesleki ajan yetiştirmek, güzel birkaç komut yazmaktan çok daha zor olacaktır.
Doğru veriyi toplamak gerekir.
Yanlış ve eski kayıtları ayıklamak gerekir.
Başarılı ve başarısız kararları sonuçlarıyla eşleştirmek gerekir.
Uzmanların sistemi sürekli sınaması gerekir.
Ajanın hangi işleri yapabileceği, hangi noktada duracağı ve hangi kararı mutlaka insana bırakacağı belirlenmelidir.
Kısacası gelecekte ajan yetiştirmek de insan yetiştirmek kadar ciddi bir iş olabilir.
Üniversitesi olmayacak belki ama eğitimi olacak.
Diploması olmayacak ama sınavları olacak.
Vicdanı olmayabilir ama kesin yetki sınırları olmak zorunda kalacak.
Bütün bunlar yeni bir sektörün doğuşuna işaret ediyor.
Belirli mesleklerde uzmanlaşmış ajanlar geliştiren, onları gerçek iş verileriyle eğiten, performanslarını ölçen ve şirketlere kiralayan kuruluşlar…
Yani ürün değil, dijital tecrübe satan şirketler.
Bugüne kadar tecrübeyi insanla birlikte işe aldık.
Yarın onu ayrı bir hizmet olarak kiralayabiliriz.
Ve tecrübe gerçekten kiralanabilir hâle gelirse, iş dünyasının önünde yeni bir soru belirecek:
Bu dijital çalışanları kim yetiştirecek, kim denetleyecek ve şirketlere kim kiralayacak?
Cevap, geleceğin en büyük sektörlerinden birinin adı olabilir:
Dijital personel şirketleri.