Bilmediğini bilmemek!
Bir yolcu uçağının pilotları bayılsa, uçağı siz indirebilir misiniz?
ABD’de yapılan bir ankette insanların yaklaşık üçte biri, yerden talimat verilmesi halinde bunu başarabileceğine inanıyor.
Pilotluk eğitimi yok.
Uçuş tecrübesi hak getire.
Kokpitte hangi düğmenin ne işe yaradığını da bilmiyor.
Ama özgüven var...
Psikolojide buna yakın bir durumu anlatan meşhur bir kavram var: Dunning–Kruger etkisi.
En basit haliyle şöyle anlatabiliriz: İnsan bazen bir konuda o kadar az şey bilir ki, ne kadar az bildiğini anlayacak kadar bile bilgi sahibi değildir.
Aslında Türkiye’de bunu anlamak için uçak kokpitine oturmaya hiç gerek yok.
Bir kahvehanede ekonomi konuşulmaya başlansın;
Merkez Bankası beş dakikada yeniden yapılandırılır.
''Faizi şöyle yapacaksın, dolar düşecek.''
Türk futbolu şaha kaldırılır.
''Bu kadroyu bana verseler şampiyon yaparım.''
Deprem olur, birkaç saat içinde sosyal medya jeoloji mühendisleriyle dolar.
Salgın çıkar, herkes doktor olur.
Seçim yaklaşınca ise memlekette siyaset bilimci olmayanı bulmak zorlaşır.
Siyasette ise iş biraz daha eğlenceli, biraz da tehlikeli.
2023 seçimlerinden sonra Türkiye genelinde 1.529 seçmenle yapılan akademik bir araştırmada hem iktidar hem de muhalefet seçmenlerinin kendi siyasi taraflarıyla uyumlu yanıltıcı iddialara inanmaya, karşı tarafın iddialarını ise reddetmeye daha yatkın olduğu görüldü.
Buradaki önemli kelime “hem.”
Yani yalnızca “onlar” kandırılmıyor.
Biz de kandırılabiliriz.
Çünkü insan çoğu zaman gerçeğe değil, inanmak istediğine inanıyor.
Bizim siyasetçi söylediyse doğrudur.
Karşı taraf söylediyse kesin bir bit yeniği vardır.
Oysa bir siyasi partiye gönül vermek ekonomi bilmek değildir. Bir siyasetçiden nefret etmek anayasa uzmanlığı değildir. Her akşam tartışma programı izlemek de insanı siyaset bilimci yapmaz.
Bugünün asıl problemi belki de bilgisizlikten çok, bilgisizliğin özgüven kazanmasıdır. Eskiden bir konuda söz sahibi olabilmek için yıllarca okumak gerekiyordu.
Şimdi üç dakikalık bir video yetiyor. Videoyu izliyoruz, yorumları okuyoruz ve artık hazırız:
Profesör yanlış biliyor! İktisatçı anlamıyor! Doktor bilmiyor! Teknik direktör zaten futboldan habersiz!
Bir tek biz meseleyi çözmüşüz…
Oysa “bilmiyorum” diyebilmek küçüklük değildir.
Tam tersine insanın kendisine yapabileceği en büyük iyiliklerden biridir.
Çünkü “bilmiyorum” diyen araştırır. “Emin değilim” diyen dinler. “Yanılıyor olabilirim” diyen öğrenir.
Ama her şeyi bildiğinden emin olan insanın öğrenecek hiçbir şeyi kalmamıştır.
Dunning–Kruger etkisi hakkında yazı okurken de insanın aklına hemen başkaları geliyor:
“Bizim müdür tam böyle.”
“Şu siyasetçiye okutmak lazım.”
“Bizim komşuyu tarif etmiş.”
“Falanca partinin seçmenleri aynen böyle.”
Belki de Dunning–Kruger etkisinin en güzel tarafı tam burada ortaya çıkıyor.
Bu yazıyı okurken aklınıza beş kişi geldiyse ama o beş kişiden biri siz değilseniz…
Yazıyı bir kez daha okumakta fayda olabilir.