Bölgede 150 yıldır yapılan ekmek tescil yolunda
Editör: Karamanca
21 Temmuz 2026 - 02:16
TRABZON'un Sürmene ilçesinde yaklaşık 150 yıldır yapılan 'tenekede mısır ekmeği' için Türk Patent ve Marka Kurumu'na tescil başvurusunda bulunuldu. Sürmene Belediye Başkanı Hüseyin Azizoğlu, "Hem pidemiz hem de bıçağımız için coğrafi işaret tescili almıştık. Yaklaşık 150 yıllık tenekede mısır ekmeği geleneği var, şimdi de onun için başvurumuzu yaptık. 3'üncü coğrafi işaretli ürünümüz olacak" dedi.
Sürmene ilçesinde 150 yıllık geçmişe sahip olduğu bilinen tenekede mısır ekmeği; tarlalarda yetiştirilen mısırların değirmende öğütülmesiyle elde edilen unun, tuz ve soya fasulyesi birleşerek kaynar suyla yoğrulmasının ardından tenekelere doldurulması ile hazırlanıyor. Hamur harcı, karalahana yaprağına sarılarak taş fırınlardaki közün sıcaklığında yaklaşık 15 saat boyunca dinlenerek pişiriliyor.
Özenle hazırlanan hamurun lezzeti, soya fasulyesi kullanılarak lahana yaprağına sarılması ve uzun süre közde pişirilmesi ile diğer mısır ekmeklerinden ayrılıyor. Taş ocaklara sürülen tenekelerde pişen kek kıvamındaki mısır ekmekleri Doğu Karadeniz'de kadınların kuşaktan kuşağa yaşattığı bir gelenek olarak sürdürülürken, dilimlenerek de pazarlarda satışa sunuluyor. Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası ve ilçe belediyesi tarafından 'tenekede mısır ekmeği' için coğrafi işaret tescili amacıyla Türk Patent ve Marka Kurumu'na başvuruda bulunuldu. Tenekede mısır ekmeği için yapılan başvuru ile Sürmene pidesi ve Sürmene bıçağının ardından ilçenin 3'üncü coğrafi işareti için süreç başlatılmış oldu.
'KARADENİZ'İN VAZGEÇİLMEZİ OLDU'
Sürmene Belediye Başkanı Hüseyin Azizoğlu, köklü lezzetiyle öne çıkan tenekede mısır ekmeğine ilişkin "Trabzon Ticaret Odası ile başvurumuzu yaptık. Hem Sürmene pidemiz hem de bıçağımız için coğrafi işaret tescillerini almıştık. Yaklaşık 150 yıllık tenekede mısır ekmeği geleneği var, şimdi de onun için başvurumuzu yaptık. Elimizdeki bilgilerin toplandığı bir metot kısmına geldik, onları da sunacağız. 3'üncü coğrafi işaretli ürünümüz olacak. Bölgemizde farklı şekillerde mısır ekmeği yapılıyor.
Bizim mısır ekmeğimizi diğerlerinden ayıran fark; teneke içerisinde karalahanaya sarılarak yapılması ve soya fasulyesi, bal baklasıyla yapılmasıdır. Kek ve helva tadında, diğerlerine göre daha ıslak kıvamda olan bir mısır ekmeğidir. Odun ateşinde yaklaşık 15 saat kadar azar azar pişiriliyor ve servis ediliyor. Karadeniz Bölgesi'nin vazgeçilmesi oldu. Tescilinin alınmasıyla da daha bilinen bir ürün olacak. Komşu ilçelerde bile farklı tatları aldığımız bir ürün olarak öne çıkıyor. Evlerinin önünde taş fırınlarda mısır ekmeğini yapan 85 yaşında teyzelerimiz var. İlçedeki salı pazarında da hem dilimlenerek hem de tenekelerle satışını yaparlar" dedi.
'DİNLENE DİNLENE PİŞİYOR'
İlçede yaşayan Bingül Boz (77), yıllardır büyüklerinden öğrendiği yöntemlerle mısır ekmeği pişirdiğini ifade ederek, "Babaannemden ve annemden mısır ekmeğinin yapılışını öğrendim. Mısırı değirmene götürüp öğütüyorum sonra da içerisinde soya fasulyesini katıyorum. Tuzunu ve kaynattığım suyu da ekleyerek karıştırıyorum. Sonra tenekelere dolduruyorum.
Fırınımı odunlarla ateşe veriyorum. 2 saat kadar odunlar yanarak köz oluyor. Közü boşaltıp, tenekeleri fırına sürüyorum. Bu sabah 09.00'da fırına verdiysem, sonraki sabah 06.00'da çıkarıyorum. Közün sıcaklığında dinlene dinlene pişiyor. 50 senedir mısır ekmeğini bu şekilde pişiriyorum. Atalarımızdan kalan geleneği sürdürüyorum" diye konuştu.
'HER ŞEYİN YANINDA YENİLEBİLİYOR'
Tenekede pişen mısır ekmeğinin püf noktalarına değinen Boz, "Mısır ekmeği, soya fasulyesi katıldığında ve kaynamış su ile haşlandığında lezzetli oluyor. Soğuk suyla haşlandığında toprak gibi olur ve tadı güzel olmaz. Kaynamış su onu şeker gibi tatlı yapar. Yorucu tabii ama alışkanlık olduğu için artık yorucu gelmiyor. Bu mahallede yıllardır mısır ekmeği yapan bir ben kaldım.
Yaptığımı biliyorlar, zaten yaptıklarımı da pazarda satıyorum. Kimisi sipariş veriyor, kimisi de mısır ekmeği pişireyim diye tutturuyor. Çiçek yaprağına sardığım mısır ekmeği daha da lezzetli oluyor. Coğrafi işaretle tescillenecekmiş. Bize ait olanın tescillenecek olmasından dolayı çok mutluyum. Balıkla, çorbayla, yoğurtla ve lahanayla neredeyse her şeyin yanında yenilebiliyor. Kek yer gibi yeniliyor" dedi.
'ATALARIMIZDAN KALAN BİR GELENEK'
Bingül Boz'un oğlu Soner Boz da "Çocukluğumdan beri severek mısır ekmeğini yerim. Annem, annesinden ve babaannesinden öğrenmiştir. 50 yıldır bizlere yapar. Atalarımızdan kalan bir gelenektir. Eskiden çok kişi yapardı çünkü evinde taş fırını vardı. Şimdi herkesin fırını yok.
Organik bir yiyecek, pasta gibi yeniliyor. Her şeyin yanında yiyebilirsin. Annem bu geleneği sürdürdüğü için ekmek pişiriyor, ticari amaçla yaptığı bir iş değil. Annem verdiği emeğin karşılığını beklemeden mısır ekmeği yapıyor. Bıçağımız ve pidemizden sonra mısır ekmeğimiz de üçüncü tescilli ürünümüz olur. İnşallah Sürmene ürününe kavuşur. Belki de çoğu ilin 3 tescilli ürünü yoktur. Gurur duyuyorum" diye konuştu.
Sürmene ilçesinde 150 yıllık geçmişe sahip olduğu bilinen tenekede mısır ekmeği; tarlalarda yetiştirilen mısırların değirmende öğütülmesiyle elde edilen unun, tuz ve soya fasulyesi birleşerek kaynar suyla yoğrulmasının ardından tenekelere doldurulması ile hazırlanıyor. Hamur harcı, karalahana yaprağına sarılarak taş fırınlardaki közün sıcaklığında yaklaşık 15 saat boyunca dinlenerek pişiriliyor.
Özenle hazırlanan hamurun lezzeti, soya fasulyesi kullanılarak lahana yaprağına sarılması ve uzun süre közde pişirilmesi ile diğer mısır ekmeklerinden ayrılıyor. Taş ocaklara sürülen tenekelerde pişen kek kıvamındaki mısır ekmekleri Doğu Karadeniz'de kadınların kuşaktan kuşağa yaşattığı bir gelenek olarak sürdürülürken, dilimlenerek de pazarlarda satışa sunuluyor. Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası ve ilçe belediyesi tarafından 'tenekede mısır ekmeği' için coğrafi işaret tescili amacıyla Türk Patent ve Marka Kurumu'na başvuruda bulunuldu. Tenekede mısır ekmeği için yapılan başvuru ile Sürmene pidesi ve Sürmene bıçağının ardından ilçenin 3'üncü coğrafi işareti için süreç başlatılmış oldu.
'KARADENİZ'İN VAZGEÇİLMEZİ OLDU'
Sürmene Belediye Başkanı Hüseyin Azizoğlu, köklü lezzetiyle öne çıkan tenekede mısır ekmeğine ilişkin "Trabzon Ticaret Odası ile başvurumuzu yaptık. Hem Sürmene pidemiz hem de bıçağımız için coğrafi işaret tescillerini almıştık. Yaklaşık 150 yıllık tenekede mısır ekmeği geleneği var, şimdi de onun için başvurumuzu yaptık. Elimizdeki bilgilerin toplandığı bir metot kısmına geldik, onları da sunacağız. 3'üncü coğrafi işaretli ürünümüz olacak. Bölgemizde farklı şekillerde mısır ekmeği yapılıyor.
Bizim mısır ekmeğimizi diğerlerinden ayıran fark; teneke içerisinde karalahanaya sarılarak yapılması ve soya fasulyesi, bal baklasıyla yapılmasıdır. Kek ve helva tadında, diğerlerine göre daha ıslak kıvamda olan bir mısır ekmeğidir. Odun ateşinde yaklaşık 15 saat kadar azar azar pişiriliyor ve servis ediliyor. Karadeniz Bölgesi'nin vazgeçilmesi oldu. Tescilinin alınmasıyla da daha bilinen bir ürün olacak. Komşu ilçelerde bile farklı tatları aldığımız bir ürün olarak öne çıkıyor. Evlerinin önünde taş fırınlarda mısır ekmeğini yapan 85 yaşında teyzelerimiz var. İlçedeki salı pazarında da hem dilimlenerek hem de tenekelerle satışını yaparlar" dedi.
'DİNLENE DİNLENE PİŞİYOR'
İlçede yaşayan Bingül Boz (77), yıllardır büyüklerinden öğrendiği yöntemlerle mısır ekmeği pişirdiğini ifade ederek, "Babaannemden ve annemden mısır ekmeğinin yapılışını öğrendim. Mısırı değirmene götürüp öğütüyorum sonra da içerisinde soya fasulyesini katıyorum. Tuzunu ve kaynattığım suyu da ekleyerek karıştırıyorum. Sonra tenekelere dolduruyorum.
Fırınımı odunlarla ateşe veriyorum. 2 saat kadar odunlar yanarak köz oluyor. Közü boşaltıp, tenekeleri fırına sürüyorum. Bu sabah 09.00'da fırına verdiysem, sonraki sabah 06.00'da çıkarıyorum. Közün sıcaklığında dinlene dinlene pişiyor. 50 senedir mısır ekmeğini bu şekilde pişiriyorum. Atalarımızdan kalan geleneği sürdürüyorum" diye konuştu.
'HER ŞEYİN YANINDA YENİLEBİLİYOR'
Tenekede pişen mısır ekmeğinin püf noktalarına değinen Boz, "Mısır ekmeği, soya fasulyesi katıldığında ve kaynamış su ile haşlandığında lezzetli oluyor. Soğuk suyla haşlandığında toprak gibi olur ve tadı güzel olmaz. Kaynamış su onu şeker gibi tatlı yapar. Yorucu tabii ama alışkanlık olduğu için artık yorucu gelmiyor. Bu mahallede yıllardır mısır ekmeği yapan bir ben kaldım.
Yaptığımı biliyorlar, zaten yaptıklarımı da pazarda satıyorum. Kimisi sipariş veriyor, kimisi de mısır ekmeği pişireyim diye tutturuyor. Çiçek yaprağına sardığım mısır ekmeği daha da lezzetli oluyor. Coğrafi işaretle tescillenecekmiş. Bize ait olanın tescillenecek olmasından dolayı çok mutluyum. Balıkla, çorbayla, yoğurtla ve lahanayla neredeyse her şeyin yanında yenilebiliyor. Kek yer gibi yeniliyor" dedi.
'ATALARIMIZDAN KALAN BİR GELENEK'
Bingül Boz'un oğlu Soner Boz da "Çocukluğumdan beri severek mısır ekmeğini yerim. Annem, annesinden ve babaannesinden öğrenmiştir. 50 yıldır bizlere yapar. Atalarımızdan kalan bir gelenektir. Eskiden çok kişi yapardı çünkü evinde taş fırını vardı. Şimdi herkesin fırını yok.
Organik bir yiyecek, pasta gibi yeniliyor. Her şeyin yanında yiyebilirsin. Annem bu geleneği sürdürdüğü için ekmek pişiriyor, ticari amaçla yaptığı bir iş değil. Annem verdiği emeğin karşılığını beklemeden mısır ekmeği yapıyor. Bıçağımız ve pidemizden sonra mısır ekmeğimiz de üçüncü tescilli ürünümüz olur. İnşallah Sürmene ürününe kavuşur. Belki de çoğu ilin 3 tescilli ürünü yoktur. Gurur duyuyorum" diye konuştu.







YORUMLAR