Milyonlar ödendi, Başkanın ekonomik gücünün kaynağı ne?
Karaman'da 6 Nisan'da yapılacak İl Genel Meclisi Başkanlık seçimine günler kala, şehirde dikkat çeken bir sükûnet hâkim.
Mevcut Başkan Tamer Yıldızbaş, kulis bilgilerine göre ''Birileri istese de, istemese de'' aday. Kulis bilgisini doğru kabul ettiğimizi farz edersek, adaylık konusundaki bu ısrarın perde arkasını merak etmemiz de doğal oluyor. Konuyla ilgili (Karaman'daki O seçim öncesi sessizlik, kimse konuşmuyor!) başlığıyla verdiğimiz haberde de bahsetmiştik;
''Siyaset, çoğu zaman iş dünyasında yavaşlamayı beraberinde getirir; zira kamu görevi, insanın zamanını ve dikkatini bütünüyle kendine çeker. Ne var ki Karaman'da konuşulanlar, bu genel kabulün dışında bir tabloyu işaret ediyor.'' Bu hatırlatmadan sonra hızlıca konuya girelim..
Başkan Yıldızbaş'ın, İl Genel Başkanlığı görevinden önce zorlanarak ödeyip edindiği arazinin üzerine, Başkan olduktan sonraki süreçte yeni bir soğuk hava deposu inşa ettirdiği biliniyor. Mevcut tesisin hemen bitişiğinde yükselen bu yapı, yalnızca fiziki bir genişleme değil; aynı zamanda ekonomik kapasitenin de sessiz bir ilanı niteliğinde.
Haber sitemizin edindiği bilgilere göre, söz konusu yatırımın yalnızca prefabrik maliyeti 10 ila 12 milyon TL civarında. Ve daha dikkat çekici olanı; bu bedelin, iş bitiminde, halk arasında 'Trink' olarak ifade edilen biçimde peşin ödendiği iddiası.
Bu noktada insan şu soruyu sormadan edemiyor:
Karaman Organize Sanayi Bölgesi'nde, 10 milyon TL'nin üzerindeki bir yatırımı finansmana yaymadan, tek kalemde ödeyebilecek kaç firma vardır?
''Bu işlerden anlar'' diyebileceğimiz insanlara göre ticari gerçeklik şunu söylüyor!
''Böylesi bir ödeme, ya güçlü ve kesintisiz bir nakit akışının, ya da dikkat çekici düzeyde bir likidite gücünün göstergesidir.''
Seçime sayılı günler kaldı, bir basın toplantısı falan da yapılmadığından mecburen yine buradan soruyoruz.
Tamer Bey!
Soğuk hava deposu sektörü gerçekten bu denli yüksek kazanç mı sağlamaktadır?
Yoksa başkanlık göreviyle birlikte farklı bir ekonomik ivme mi oluşmuştur?
Ya da tüm bu tablo, yalnızca başarılı bir ticari planlamanın sonucu mudur?
Bu soruların her biri meşrudur. Çünkü mesele yalnızca bir yatırım değil; kamu göreviyle eş zamanlı gerçekleşen ekonomik hareketliliktir. Üstelik tartışma bununla sınırlı da değildir.
Kamuoyunun günlerdir yanıt beklediği bir başka başlık daha vardır: Denetim raporu. Israrlı taleplere rağmen henüz açıklanmayan bu rapor, şeffaflık tartışmasını daha da derinleştirmektedir.
Bir yanda milyonluk yatırımlar ve güçlü ödeme kabiliyeti, diğer yanda kamuoyuyla paylaşılmayan bir denetim raporu.
Ekonomik başarı elbette takdir edilir, ‘Allah daha çok versin’ falan da denilebilir ancak, bir tarafta şeffaflık olmayınca diğer tarafa ne denilir bizde bilmiyoruz. Ortaya çıkan tablo karşısında ne düşünelim? Ne önerirsiniz Tamer Bey?