İmam Cüveyni'nin varisi, Ebu Hamid Gazali

ABONE OL

Yayınlanan iki bölümüyle reyting rekorları kıran TRT1'in sevilen dizisi Uyanış: Büyük Selçuklu'nun 3. bölümü heyecanla bekleniyor. Yayınlanan 3. Bölüm fragmanında saray görevlilerinin Hace Nizamülmülk'e ''İmam Cüveyni'nin varisi geldi'' sözü merak konusu oldu. Değişik akımlardan birçok tanınmış simanın yaşadığı dönemin belki de en meşhur ismi? İşte İmam Cüveyni'nin varisi..

Reklam
Reklam

Büyük Selçuklu Devleti döneminde yaşamış, devrin büyük âlimlerinden İmam Gazali’nin tam adı, Ḥüccetü’l-İslâm Ebû Ḥâmid Muḥammed bin Muḥammed bin Muḥammed bin Aḥmed el-Gazzali et-Tusi’dir. Huccetü’l-İslâm ve Zeynüddin ise lakaplarıdır. Bazı kaynaklarda Gazzali, bazılarında ise Gazali şeklinde anılmış olup genel olarak İmam Gazali diye bilinir. Ebu Hamid künyesi ile de anıldığı bilinen Gazali’nin Hamid adında bir oğlunun olup olmadığı ise bilinmemektedir. Bu nedenle bahse konu çocuğun doğmuş ve kısa süre sonra vefat etmiş olabileceği öne sürülür. İmam Gazali İslam’ın altın çağı olarak adlandırılan bir dönemde, hicri takvime göre 450, miladi takvime göre ise 1058 yılında Horasan eyaletinin Tus şehrinde doğmuştur.

Genç yaştan itibaren dönemin meşhur alimlerinden eğitimler alan Gazali, itikadi olarak İmam Eşari’yi, fıkhi olarak da İmam Şafi’yi benimsemiştir. Hocası İmam Cüveyni (Abdülmelik el-Cüveyni) vefat edince Büyük Selçuklu Devleti veziri Hace Nizamülmülk’ün yanına gitti. Bir toplantıda, konuşulan konularda verdiği cevaplar ve kurduğu cümleler üzerine Hace, üstün bir şahsiyet olduğunu fark ederek Gazali’yi Bağdat’taki Nizamiye Medresesine başmüderris olarak görevlendirir. Burada derin bilgisi ve ilmi ile kısa sürede ünü yayılan Gazali’nin kalabalık öğrenci kitlesi oluştu. 4 yıl başmüderris olarak ders veritken sonra hacca gitmek üzere görevini bırakarak Bağdat’tan ayrıldı. 1095 yılında çıktığı hac yolculuğunda Şam’a uğrayan Gazali, burada 2 yıl kaldı. Bağdat’tan ayrılacağı dönem başlayan tasavvuf ilgisi burada da devam etti. 1097 yılında hac yaptıktan sonra tekrar Şam’a oradan da Bağdat yolundan Tus’a döndü. Şam ve Tus’ta bulunduğu bu dönemlerde tasavvufla ilgilenerek, uzlete çekildi. Bağdat’tan ayrılalı tam 11 yıl olmuştu ki, Hace Nizamülmülk’ün oğlu Fahrülmülk’ün ısrarlı ricası üzerine Nişabur’daki Nizamiye Medresesinde yeniden eğitim vermeye başladı.

Medresedeki kısa süreli görevinin ardından tekrar Tus’a dönerek bir tekke inşa ettirdi. Vefatına kadar bu tekkede tasavvufi çalışmalar yaptı. Müritleriyle birlikte sufi yaşamı süren İmam Gazali Miladi 1111 yılında Tus’ta vefat etti. Hasan Sabbah ve Ömer Hayyam gibi isimler başta olmak üzere döneminde çok sayıda tanınmış sima vardı. Gazali’nin ilime olan merakı onu çok sayıda fikri ve dini akımı araştırmaya itti. Bu yönüyle döneme dair her akım hakkında detaylı bilgiye sahip olan Gazali; felsefeciler, Batıniler ve kelamcıları kitaplarında tenkit etti. Bu akımlarla ilgili çok defa da reddiye yaptı. Görüşlerin her birini inceleyen Gazali Sufiliği benimsemiş ve tasavvufa yönelip hakikatı bu yolda aramıştır. İmam Gazali bu geçirdiği bu süreci El-Münkız Mine'd Dalal adlı kitabında şöyle izah ediyor;

‘’Gençliğimden itibaren 50 yaşımı aştığım bu ana gelinceye kadar, bu engin denizlerin derinliklerine dalmaktan hiç geri durmadım. Coşkulu denizlere çekingen korkaklar gibi değil, cesur kimselerin dalışı gibi daldım, gördüğüm her meselenin üzerine atladım. Her zorluğun içine apansız girdim. Her fırkanın inanış ve fikirlerini inceliyor, her grubun tuttuğu yolun inceliklerini ortaya çıkarmaya çalışıyordum. Araştırdığım fırkaların hak veya batıl, sünnete uygun veya bidat sahibi olmaları konusunda ayrım yapmıyordum. Bâtınîlik yolunu tutmuş her fırkanın, bu düşünceyle ne hedeflediklerini öğrenmeye çalıştım. Zâhirîlik yolunu tutmuş olanların, bununla neler elde ettiklerini ortaya çıkarmaya gayret ettim. Felsefe yolunu tutmuş olanların, sahip oldukları felsefeyi bütün esaslarıyla öğrenmeye özen gösterdim. Hiçbir kelâm âlimini dışarıda bırakmadan kelamdaki yöntemini ve mücadelesini öğrenmeye çaba gösterdim. Bütün gücümle ne kadar sufi var ise onun sufiliğindeki sırları öğrenmeye, ne kadar abid var ise bu ibadetleriyle neler kazandığını araştırmaya çalıştım. Bütün zındıkların, Allah’ın varlığını ve sıfatlarını kabul etmeyenlerin, bu inanış veya inkarlarının arkasında yatan sebepleri titizlikle araştırdım. Her şeyin hakikatini öğrenmeye karşı duyduğum susamışlık; baştan ve gençliğimden beri tuttuğum yol ve benim bir hasletim olmuştur. Bu hasletler, Allah tarafından benim yaratılışıma ve hamuruma katılmış özelliklerdir;

benim seçimim ve tercihim değildir. Bunun sonucunda çocukluğumun coşkulu çağlarından itibaren taklit bağlarından sıyrıldım ve büyüklerimizden miras kalan sırf taklide dayalı inanç esaslarından koptum. Çünkü Hristiyan çocuklarının hepsi bu din üzere yetiştiklerini, Yahudi çocuklarının sürekli bu dinin esaslarına göre büyüdüklerini, Müslüman çocuklarında istisnasız İslam dini üzere yetişmekte olduklarını görmekteydim. Yaratılıştan gelen asli hakikati ve ana baba ile hocalar aracılığıyla kazanılan sonraki inanç esasları ve taklit unsurlarının hakikatini öğrenme konusunda içimde büyük bir istek oluştu. Taklit, başlangıçta birtakım telkinlere dayanmaktaydı. Bunların da hangilerinin hak ve batıl olduğu konusunda görüş ayrılıkları bulunmaktaydı. Kendime şöyle dedim: Benim istediğim, her şeyin gerçek yüzünü öğrenmektir. Öyleyse önce bilginin gerçek yüzünün ne olduğunu öğrenmekle işe başlamam gerekir’’

İmam Gazali’ye göre döneminde İslamiyet'in birliğine kötü anlamda doğrudan etki edecek fikirler hızla yayılıyor, bir taraftan Yunan felsefesi ile İslam inancını yeniden yazmaya çalışan filozoflar, diğer yandan Kur'an'ın apaçık ayetlerini karanlık ve gizemli tefsirlere konu yapan Bâtıniler, İslam dinine ve Ehl-i sünnet itikadının bütünlüğüne büyük zarar veriyordu. Bâtınilik, Gazali’nin döneminde ortaya çıkmış ve Büyük Selçuklu veziri Nizamülmülk bu görüşün üyeleri tarafından öldürülmüştür. Gazali bu dönemde Ehl-i Sünnet dışı grupların görüşlerine karşı reddiyeler yazarak mücadele etmiş, Mu'tezile ve Bâtınilik'e karşı altı tane eser yazmıştır. Felsefeye karşı verdiği mücadele ile İslam dünyasında felsefi düşüncenin gelişmesini önlediği düşünülmektedir. Toplamda 500 civarında kitap yazdığı öngörülen İmam Gazali’nin günümüze ulaşan eser sayısı 75’tir. Bu kitapların isimleri ise şöyledir;

İhya-u Ulumi'd, El münkız mine'd Dalal, Makaasidü'l Felasife, El Mustafa, Tehafütü'l Felasife, El İktisad fi'l İtikad, Kimya-i Saadet, El Kıstasü'l Müstakim ve Fedâih-ul-Bâtınîyye, Bidayetü'l Hidaye, Miyarül İlim, Mihekkun Nazar, Mişkatü’l Envar, Tefsir’u Yâkûti’t Te’vîl, Cevâhir’ül Kur’ân, El Bâsıt, El Vâsit, Maksaadü’l–Esnâ fi Şerhi’l-Esmâü’l Hüsnâ, Makaasıd Maznun’ü Bih la Gayri Ehlih, El Vecîz, Mizanü’l Amel, Faysal ül-tefrika beyne’l –İslâm ve’z-zendeka, İlcam ül-avam an İlm-i Kelâm, El Mustazhiri, Er-Redd ül-cemil Ala Sarih, Kitab ül-erbain, Minhac ül-abidin, Eyyühe’l Veled, Mükâşefetü'l-Kulûb, Nasihatü’l Müluk, Ed-Dürc, Mafsalü’l Hilaf, Hüccetü’l Hak, el-İmlâ alâ Müşkilâti’l-İhyâ.
 

i̇mam cüveyni’nin varisi i̇mam cüveyni’nin varisi kimdir cüveyni imam gazali imam gazzali kuruluş selçuklu cüveyni hace nizamülmülk ebu hamid uyanış büyük selçuklu imam cuveyni imam gazali kimdir ebu hamid uyanış büyük selçuklu gazali uyanış cüveyni kimdi