Ali Güler

Ali Güler


İstiklâl yolculuğunun finansmanı

01 Şubat 2021 - 01:17


Dr. Ali GÜLER

Müfettişlik Ödeneği

Bilindiği gibi, 9. Ordu Müfettişi olarak görevlendirilen Mustafa Kemal Paşa ve beraberindeki 22 subay ve 25 er-erbaş (toplam 48 kişi) Bandırma Vapuru ile 16 Mayıs 1919’da İstanbul’dan ayrıldılar. 19 Mayıs 1919 günü Samsun’da karaya çıkan Paşa ve arkadaşları, 27 Aralık 1919 günü Ankara’ya ulaşacaklardır. Demek ki, yaklaşık 7 aylık bir zaman diliminden bahsediyoruz. Samsun’dan Ankara’ya kadar sırasıyla; Havza-Amasya-Sivas-Erzurum-Sivas-Amasya-Sivas toplantı ve kongreler yapılarak 7 ay geçirilmiştir. Bu süre içerisinde Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları acaba nasıl geçindiler? Bu yolculuğu finansmanı nasıl sağlandı? Bu yazımızda cevaplandıracağız.
M. Kemal Paşa ve 9. Ordu Müfettişliği Karargâhı’na ödenek olarak önce 114.538 kuruş, sonra 1 Haziran 1919 tarihli Vekiller Heyeti kararı ile görevlilerin maaşlarına % 50 zam yapılarak 57.269 kuruş olmak üzere toplam 171.807 kuruş verilmişti. Bu para Amasya’da bitmişti.
Amasya-Erzurum yolculuğu Sivas üzerinden M. Kemal’in 800 Lirası ile yapıldı.

Erzurum

Erzurum’da 63 delege vardı. Kongre 23 Temmuz - 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında 16 gün sürdü. Delegelerin geliş masraflarını M. Hukuk ve Reddi İlhak Cemiyetleri karşıladı. Kongre masraflarını Erzurum Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti karşıladı. Erzurum Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti halkın bağışları ile 1.500 Lira toplayabilmişti. Kongre süresince 1.420 Lira harcanmış, kasalarında 80 Lira kalmıştı. M. Kemal ve askerler 15. Kolordu’da kaldılar. Diğerleri kongrenin yapıldığı eski bir okulda (Ermeni Sansaryan Mektebi) kaldılar. Kongre günü yaklaşınca hazırlanan yatacak yerler yetersiz kalmış, bunun üzerine başta Hacı Dedeağa olmak üzere vatansever Erzurumluların konaklarında yer ayrılmıştı.

Erzurum – Sivas arası Emekli Bnb. Süleyman Bey’in emekli parası olan 900 lira ile yapıldı. 100 lira da Erzurumlular topladı. Toplam 1.000 lira ile ekmek, peynir, zeytinden ibaret kumanyalar hazırlandı. Üç otomobil ve üç at arabası ile 29 Ağustos 1919’da Sivas’a hareket edildi.

Erzurum’da yaşanan para sıkıntısını ve nasıl bir çözüm bulduklarını Mazhar Müfit Kansu şöyle anlatıyor:

Akşam yemeğinde Paşa yine Sivas yolculuğuna konuyu getirerek,
- Hazır mıyız?
- Elimize çürük çarık üç otomobil var. Karoserileri berbat, körükleri yırtık pırtık, lambaları da yok. Karpit yakacağız. Geceleri yola devam etmek mecburiyetinde kalırsak karpit de yanmaz. Burada karpit tedarik etmek etmenin de imkanı yok.
- Çürük çarık, lambalı lambasız gideceğiz. Ancak üç otomobil hepimizi ve eşyalarımızı nakle kâfi mi?
- Tabii kâfi değil.
- Rauf, Süreyya, Hüsrev, Raif Beylerle sen, Cevad Abbas ve Muzaffer otomobillere taksim oluruz. Şeyh Fevzi Efendi için de yer ayrılır. Kendisini Erzincan’dan alırız. Recep, Zühtü, Hayati, Memduh ve diğer subay arkadaşlarla eşyalarımız da arkadan araba ile gelirler.
- Güzel Paşam, ben de böyle düşünüyorum. Ancak üç dört arabaya ihtiyacımız var. Bugün Belediye Başkanı (Zakir Efendi) ile görüştüm. Ucuza bize araba temin edecek. Fakat 400 lira kadar bir paraya ihtiyacımız olacak. Kasamız ise malum.
Kaşlarını çatarak ve dişlerini sıkarak gözlerini masanın üzerinde duran kahve fincanına dikti ve hafif sesle,
- Evet, bir de para meselemiz var…
O’nun bu anını ve bu halini görüp de üzülmemenin imkanı yoktu. Bir millet mücadelesinin ve bir millet kurtuluşunun yolunda üniformasına ve kesesindeki 800 lirasına kadar maddi her şeyini kaybeden ve bütün zekâ, enerji ve mana kuvvetini büyük idealine hasreden bir adamın hiç olmazsa para mevzuu ile ilgisi olmamalı, bin bir gaile içinde onu düşünmekten azade bulunmalı idi. Onun içindir ki;
- Paşam, siz bu mevzu ile meşgul olmayınız. Elbette bir tedbir düşüneceğiz. Diyerek mevzuu değiştirmek kastıyla…
Meselenin nasıl çözüldüğünü de Erzurum Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Üyesi Cevat Dursunoğlu şöyle anlatıyor:

… O gün Mustafa Kemal Paşa’nın yanından gelen Kazım (Dirik), arkadaşlarla Paşa’nın yola çıkmasını sağlamak için bizim para temin etmek vazifemiz olduğunu hatırlattı… Hiç birimizde de para yoktu. Hepimiz kutilâyemut (ölmeyecek kadar bir gıda ile yaşamak) yaşayabiliyorduk. Paşa’ya hiç olmazsa 1.000 lira kadar bir para temin etmeliydik… İlk tedbir olarak çoluk çocuğumuzun ziynet eşyasına başvurmayı hatırladık. Kadınların gözyaşlarına bakmayacaktık. Fakat bunların da boynunda, kolunda be varsa hepsi muhacirlikte ekmek parası olarak sarfolunmuştu.
Heyet-i Faale (Yürütme Kurulu) üyelerinden Emekli Binbaşı Süleyman Bey Hızır gibi imdadımıza yetişti. Her anlamıyla kâmil bir insan olarak tanıdığımız Süleyman Bey, nasıl bir çıkmazda olduğumuzu görerek,
- Çocuklar, ben bu işin çaresini buldum. Benim tasarruf edilmiş 900 liram var. Ben altmış yaşını geçmiş bir adamım. Allah’ın rızasından, milletin selametinden başka bir dileğim yok. Bu parayı size veririm. Fakat bu parayı verdiğimizi ne Paşa ne de başka kimse bilmeyecek. İleride Müdafaa-i Hukuk’un parası olursa verirsiniz, olmazsa helal olsun. Ben devletin verdiği emekli aylığı ile geçinir giderim, dedi.
Hepimizin gözleri yaşarmıştı. Bu adsız büyük bizi o günkü en büyük kaygımızdan kurtarmıştı. O gün Süleyman Bey parayı getirdi. 100 lira kadar da aramızdan toplayarak, 1.000 lira yaptık ve Kazım delaletiyle Paşa’ya ulaştırdık. Kazım dönüşte Paşa’nın çok memnun olduğunu sevinerek anlattı…

Sivas
Sivas Kongresi 4 Eylül-11 Eylül 1919’da toplandı. Toplantı Sultani (Lise) binasında yapıldı. 38 temsilci katıldı. Geliş masraflarını M. Hukuk ve Reddi İlhak Cemiyetleri karşıladı. M. Kemal okulun 1. Katında bir odada çalıştı, dinlendi ve yattı. Eşyaları Müftü Abdurrauf, Şekeroğlu İsmail ve Sığırcıoğlu Hayri Efendiler evlerinden getirdiler. İsmail Şekeroğlu 28 temsilciyi 32 gün evinde ağırladı.

Mustafa Kemal Paşa ve beraberindekilerin ihtiyaçlarının gerektirdiği masrafların ve beslenme giderlerinin karşılanmasında oldukça sıkıntı çekildiği anlaşılmaktadır. Mustafa Kemal Paşa’nın yanında asker olarak bulunanlar Erzurum’da olduğu gibi kolordu kadrosunda misafir kaydedilmemişlerdi. Bu duruma, Anadolu bütünleşme hareketinin doğrudan doğruya halka dayandırılması isteğinin yol açtığı anlaşılıyordu. Kolordu kadrosuna misafir kaydedilmemesi, geçim ve beslenme meselelerinin önemli bir sorun olarak ortaya çıkmasına neden olmuştu. O sıralarda İstanbul Hükümeti tarafından görevinden uzaklaştırılan Kaymakam Nizamettin (Atakar) Bey, Mustafa Kemal Paşa’ya katılmış ve beraberindekilerin iaşe işleri ile meşgul olmaya başlamıştı. Çekilen maddi sıkıntıları Nizamettin Bey anlatıyor:

Bir gün Mustafa Kemal Paşa’ya çarşıda kasaba, bakkala borçlandığımızı ve para kalmadığını söyledim.
- Bunları Rauf yanımdayken tekrar aç, dedi. Rauf Bey’le otururken vaziyeti anlattım. Paşa,
- Ben şimdiye kadar olanı, 700-800 liramı verdim. Başka param yok, dedi.
Rauf Bey 100 altın verdi,
- Şimdi bunlarla idare et, sonra beni gör, dedi.
Bu paralarla, 20 kişiyi bulan Mustafa Kemal Paşa ve maiyeti ile kongre azalarının iaşesini temin ediyorduk. Mustafa Kemal Paşa herkesten hissesine düşen masrafını almak teklifini kabul etmiyordu.
- Kimden ne isteyeceksin? Yanımdakilerin bazısı Teğmen. Maaşının bir kısmını zaten ayrılırken İstanbul’da ailesine bırakmış. Bir de burada masraf. Buna dayanabilir mi? Nasıl olur?
Rauf Orbay’ın verdiği bu 1.000 lira ile idare edildi. Fakat Sivas’ta üç ay sıkıntı içinde geçti.

“Millet Benden de Hesap Sorabilir”

Prof. Dr. Şükrü Elçin’in ilk olarak 1988 yılında yazdığı bir makalede anlattığı ve Sivas Kongresi sırasında geçen aşağıdaki olay, maddi sıkıntıların hat safhada olduğu o günlerde Mustafa Kemal Paşa’nın milletin, devletin parası ve o paranın harcanması konusundaki hassasiyetini göstermesi bakımından çok önemlidir.
Prof. Dr. Şükrü Elçin yeni atandığı Sivas Lisesi'ndeki görevine 1939 Kasım ayı içerisinde başlar. Okul Müdürü Faik Dranas kendisine okulun idari işlerinde görevli Hacı Derviş'i (H. Baki Derviş Devirmiş, 1878-1960) kastederek: “Hacı Bey kongrede Atatürk'ün hizmetinde bulunmuştur, birçok gözlemleri var, rica edin, size bir iki hatırasını anlatsın” der.

Şükrü Elçin hatırasında bu tanışmanın devamını şöyle anlatır:

Hacı Derviş (Devirmiş), herkesin sevdiği, saydığı, orta boyda, çocuk yüzlü, mahcup tabiatlı, ağzında piposu, iddiasız bir adamdı. Kendisine Atatürk'le nasıl tanıştığını sordum. O günlere tekrar giderek şunları anlattı: “Atatürk Sivas'a gelince Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Reis-i Sanisi (İkinci Başkanı) Rasim (Başara) Bey’den kendisine hizmet edecek bir adam bulmasını ister. O da Hacı Derviş’i gönderir. Paşa, müdür odasında çalışırken kapıyı vurarak içeri giren Hacı Derviş, kendisini Rasim Bey’in gönderdiğini söyler. Atatürk kendisine uzun uzun bakar ve “benimle çalışır mısın” diye sorar. Bir hafta süre isteyen Hacı Derviş’e, ‘memleketin bir hafta düşünmeye vakti yok, yarın kararını bildir’ diye seslenir. Odadan çıkan Hacı Derviş, kapıyı vurmadan tekrar içeri girer ve ‘gabul Paşam!’ der.
Atatürk memnun olmuştur. Pantolonunun cebinden örme bir para kesesi çıkararak masanın üzerine döker ve ‘Al bunları çarşıya git, bana çok büyük bir hesap defteri satın al, gel’ der.
Hacı derviş defteri getirdiğinde, bütün masrafları kuruş kuruşuna bu deftere yazmasını emreder. Bunun üzerine Hacı Derviş:
- Paşam, bu hengâmede senden kim hesap sorabilir deyince,
- Çocuk, bir gün gelir, millet benden de başkasından da tek tek hesap sorar, cevabını verir.

Sivas’tan Ayrılış

              Mebusan Meclisi seçimleri yapılıp Meclis’in açılmasının zamanı geldiğinde, Mustafa Kemal Paşa Heyet-i Temsiliye’nin Sivas’tan Ankara’ya hareketini 16 Aralık 1919’da ilgililere bildirdi. Sivas’tan ayrılmak için yol hazırlıklarına başlanıldığında para ve benzin sorunları ile karşılaşıldı. Heyet-i Temsiliye’nin kasasında birkaç lira bulunuyordu.

İçinde bulundukları duruma üzülen Mustafa Kemal Paşa yanındakilere şunları söyledi: “Yahu, bunca önemli meseleler, isyanlar, şunlar bunlarla uğraştık, karar verdik, emin olunuz bu kadar sıkıldığım olmadı. Ankara’ya gideceğiz. Köhne, körükleri parça parça, bu kışta, karda binilmesi gayri caiz (uygun olmayan) otomobillere razı oluyoruz, fakat benzin, lastik, para bulamıyoruz. Fakat elbette bunlara da çare bulacağız…”
Mazhar Müfit Bey, Sivas Osmanlı Bankası Müdürü Oscar Scmitt’ten para alınmasını gündeme getirdi. Mazhar Müfit’in arkadaşı olan Oskar Scmitt görüştüklerinde, “Türklerin büyük bir millet olduğuna kalben inanmışımdır. Bu defa gittiğiniz mücadelede de başarılı olacağınıza eminim” deyip duruyor ve “benim elimden de bir hizmet gelirse yapmaya hazırım, icap ederse memuriyetimi bile terkederim” şeklinde bir cesaret gösteriyordu.

            Mustafa Kemal Paşa, paranın Heyet-i Temsiliye adına değil de Mazhar Müfit’in kendi şahsına alınması ve ödemenin birlikte yapılması şartıyla kabul etti. Bu suretle para meselesi halledilecekti. Ankara’ya hareket gününün sabahı bankadan senet karşılığı 1.000 Lira alındı. Mazhar Müfit Kansu Eski Bitlis Valisi olarak, Yüzbaşı Bedri Bey de “tüccardan” diyerek kefil sıfatıyla senedi imzalamışlardı. Yol parası sorununu çözüldü. Mazhar Müfit Kansu anlatıyor:

            “Her şey hazırlandı. Artık yarın hareket ediyoruz. Bildiklerle vedalaştık. Fakat bütün mevcut nakdimiz ancak yol için yirmi yumurta, bir okka peynir ve on ekmeğe yettiğinden bunları aldırdık. Zira banka müdürü bugün de gelmezse yolda bütün aç kalmak ihtimali de vardı. (Banka müdürü hastadır, evinden çıkamıyor).

            Bugün de direktör gelmedi. Gönderdiğim haberde yarın dokuzda hareket edeceğimizi bildirdiğimden, sabah hemen karanlıkta, yani sekizde bankaya mutlaka gelerek icabını icra edeceğini (gereğini yapacağını) ve bizi uğurlamada bulunacağı cevabını aldık.

            Filhakika hareketimiz günü, sabah sekizde Yüzbaşı Bedri Bey’le bankaya gittik. Bitlis Eski Valisi imzasıyla bir senet düzenlendi. Bedri Bey de ‘tüccardan’ diye kefil oldu, 1.000 lirayı aldık”

Mustafa Kemal Paşa otomobillerde kullanmak üzere 450 kilo benzin ve 60 kilo yağ temin edilmesini Kayseri Asker Alma Dairesi Başkanı Emrullah Bey’den rica etti.  Oysa ellerinde 3 bidon (56 Kilo) benzinle, yarım kilo solüsyon bulunmaktaydı.  Otomobiller için gerekli olan 2 çift iç ve dış lastik ile 6 teneke benzin için Amerikan Okulu’nun Müdürü’ne başvurulur. Bayan Müdür, “para karşılığı benzin ve lastik vermelerinin mümkün olamayacağını, bu nedenle para verilmesinde ısrar edilmemesini” söyleyerek verdiği benzin ve lastikler için para kabul etmeyeceğini bildirir. Sonuçta, alınan benzin ve lastikleri için para kabul etmediklerine dair Amerikan Okulu Müdürü’nden bir yazılı belge alınır. Konuyu Mazhar Müfit Kansu şöyle anlatıyor:

“Biz parasız istemiyoruz, onlar almıyor, evet amma, ileride ne olur ne olmaz. Onların bizim ısrarımıza rağmen para almadıklarına dair elimizde bir belge bulunsun…”

            Beş nakliye aracından ibaret Heyet-i Temsiliye ağırlığı 13 Aralık 1919’da bir subay komutasında yola çıkarıldı.  Heyet-i Temsiliye de 18 Aralık’ta 3 araba ile sabah 9.30’da yola çıktı. Mustafa Kemal Paşa ile Heyet-i Temsiliye üyeleri Mazhar Müfit (Kansu), Rauf Orbay, Şeyh Fevzi Efendi ve Hakkı Behiç Bey sabah yola çıkanlar arasındaydı. Onlar dışında kafilede konuk olarak Hüsrev (Gerede), Dr. Refik (Saydam), Ahmet Rüstem ve yaverler, Cevat Abbas (Gürer), Muzaffer (Kılıç) ve Yüzbaşı Bedri de bulunmaktaydı. Kafile toplam 19 kişiden oluşuyordu.

               18 Aralık 1919 Perşembe günü, herkes Paşa ve arkadaşlarının Sivas’ın üç saat dışına kadar uğurlanması için hazırlıklar yapmıştı. Sabah saat 09.00’da, karargâh olan Sultani Mektebi’nin önünde binlerce insan toplanmıştı. Halkın çoğunluğu at ile araba ile şehrin dışına kadar heyeti uğurladılar. Sivas adeta bir yasa büründü. O büyük kahramanı kolları arasından bırakmak istemiyordu. Geçici olarak Ankara’ya gittiklerini, Ankara’nın İstanbul ve İzmir Cephesi’ne yakınlığından seçildiğini, iç ve dış düşmanların kökünü kazıdıktan sonra, yine Sivas’a döneceklerini vaat ediyorlardı. Bu söz, ayrılık acısını biraz olsun azaltıyordu.

Soğuk ve karlı bir kış günü; “genel durumu idare ve sevk sorumluluğunu yüklenenler en önemli hedefe ve en yakın tehlikeye mümkün olduğu kadar yakın bulunur” kaidesi gereğince Sivas’tan Ankara’ya hareket edildi. Üç otomobilden oluşan kafilenin en önündeki otomobilde Hüsrev Bey, Mazhar Müfit, Yüzbaşı Bedri ve Hakkı Behiç Beyler; arkadaki otomobilde Mustafa Kemal Paşa ve onun arkasında ise diğer zevatın otomobilleri yer alıyordu. Son kafile, Sivaslıların coşkun uğurlamaları, dostluk, sevgi, heyecan ve bağlılık, destek gösterileri, kısaca pek değişik duyguları arasında yola koyuldu.

Ankara’ya Doğru

Sivas-Ankara yolculuğuna 19 Aralık 1919’da çıkıldı. Otomobillerin benzini ve lastikleri Amerikan Okulu Müdürü bir bayandan, belge karşılığı alındı. Mazhar Müfit Kansu Bitlis Eski Valisi olarak Osmanlı Bankası’ndan 1.000 Lira borç aldı. Senedi Yüzbaşı Bedri Bey “Tüccardan” diye imzaladı. Yirmi yumurta, bir okka peynir ve on ekmek alındı. Yolda bunlar yenecekti.

Sivas - Kayseri - Mucur - Hacıbektaş - Kırşehir - Kaman - Beynam Köyü – Gölbaşı - Kızılyokuş (Keklik Pınarı/Dikmen) güzergâhı takip edilerek 27 Aralık 1919’da Ankara’ya gelindi. Meclis açılıncaya kadar Heyet-i Temsiliye’nin masrafları Ankara Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti tarafından karşılandı.

Meclis açılıp, Heyet-i Vekile (Hükümet) oluşturulduktan sonra giderler ve gelirler bütçeye bağlandı.

YORUMLAR

  • 0 Yorum