Bu şirketler yeni bir çağın kapısını açabilir


Küçük bir şirket kurduğunuzu düşünün.
İyi bir ürününüz var. Müşteriniz de hazır. Belki ilk siparişinizi almak üzeresiniz.
Sonra ihtiyaç listesi çıkmaya başlıyor.
Bir muhasebeci lazım.
Satın alma işlerini takip edecek biri lazım.
Satış ve pazarlama lazım.
Sözleşmelere bakacak hukukçu lazım.
Kalite kayıtlarını yönetecek uzman lazım.
Nakit akışını takip edecek finansçı lazım.
İnsan kaynakları, dış ticaret, müşteri ilişkileri derken siz daha ilk ciddi faturanızı kesmeden şirketin maaş günü geliyor.
Büyümek isteyen küçük işletmelerin en eski çıkmazlarından biri budur.

Profesyonelleşmek için uzman kadroya ihtiyaç duyarlar. Uzman kadroyu kurabilmek için de önce büyümeleri gerekir. Biraz, karşıya geçmek için köprüye; köprüyü yapmak için karşıya geçmeye ihtiyaç duymak gibi… Ajan ekonomisi bu denklemi değiştirebilir. Gelecekte yirmi beş kişinin çalıştığı küçük bir fabrikayı düşünün.

Fabrikanın satın alma departmanında büyük bir ekip yoktur. Bunun yerine bir satın alma ajanı, dünyanın farklı bölgelerindeki tedarikçileri tarar; gelen teklifleri teknik gereksinimlerle karşılaştırır; geçmiş fiyatları kontrol eder ve teslimat risklerini raporlar. Finans ajanı nakit akışını izler. Muhasebe ajanı faturalarla siparişleri karşılaştırır. Kalite ajanı uygunsuzluk kayıtlarını gruplandırır ve tekrar eden hataları gösterir. Satış ajanı müşterileri davranışlarına göre sınıflandırır. Hukuk ajanı sözleşmelerdeki riskli maddeleri işaretler. Patronun karşısında hâlâ küçük bir şirket vardır. Fakat arka planda büyük bir şirketin beyaz yaka kapasitesinin önemli bir bölümü çalışmaktadır. Burada sözünü ettiğimiz şey, herkese aynı cevabı veren sıradan bir sohbet programı değildir. Gerçek anlamda bir dijital çalışan olacaksa, ajanın görev tanımının olması gerekir.

Hangi verilere ulaşabileceği belli olmalıdır. Hangi işlemi tek başına yapabileceği, hangisinde onay isteyeceği tanımlanmalıdır. Performansı ölçülmeli, yaptığı işlemler kaydedilmeli ve gerektiğinde geriye dönük olarak denetlenebilmelidir. Bir satın alma ajanı şirkete geldiği gün hemen sipariş vermeye başlamaz. Önce firmanın geçmiş satın alma kayıtlarını öğrenir. Onaylı tedarikçileri tanır. Bütçe sınırlarını, kalite şartlarını, ödeme politikasını ve yetki matrisini inceler. Belirli bir süre yalnızca öneri sunar. İnsanlar önerilerini kontrol eder, hatalarını düzeltir. Zamanla hangi işleri güvenle yapabildiği ortaya çıkar.

Yani geleceğin dijital personel şirketi, ajanı bir katalogdan indirip müşteriye bırakmayacaktır. Onu işe yerleştirecektir. Şirkete uyarlayacaktır. Deneme süresinden geçirecektir. Yetkisini kademeli olarak artıracaktır. Bugün geçici personel sağlayan, bordrolama yapan veya uzman danışman kiralayan şirketler var. Yarın bunların yanına başka bir model eklenebilir:

***Ajan kiralayan dijital personel şirketleri.
Bu şirketlerin kataloğunda yalnızca “yapay zekâ yazılımı” yazmayacaktır. “Gıda sanayisi tecrübeli satın alma ajanı…”
“İhracat evrakları konusunda uzman dış ticaret ajanı…”
“Otomotiv kalite süreçlerini bilen kalite ajanı…”
“KOBİ’ler için nakit akışı takip ajanı…”
“Teknik sözleşme inceleme ajanı…” 
Bir düşünün binlerce iş dalı üretebilirsiniz.

Ajanın fiyatı da yalnızca kullandığı işlemci gücüne göre belirlenmeyecektir. Tecrübesi, hata oranı, bildiği sektörler, bağlanabildiği sistemler ve taşıdığı sorumluluk fiyatını değiştirecektir.

Bir ajan aylık abonelikle çalışabilir. Bir başkası işlem başına ücretlendirilebilir. Bazı ajanlar belirli bir proje için kiralanabilir. Bazıları ise sağladığı tasarruf veya getirdiği satış üzerinden başarı primi alabilir. Kulağa alışılmadık geliyor. Fakat bugün de bir şirketin hukuk departmanını bütünüyle kurmak yerine hukuk bürosundan hizmet almasına, muhasebe kadrosu oluşturmak yerine mali müşavirle çalışmasına veya proje için dışarıdan mühendislik hizmeti satın almasına şaşırmıyoruz. Yarın dışarıdan satın alınan şey yalnızca insan zamanı olmayabilir. Hazır ve ölçülebilir dijital iş kapasitesi olabilir.

Elbette “bir ajan, bir insanın yerine geçecek” dediğimizde dikkatli konuşmak gerekiyor.
Bir insan yalnızca masasındaki görevlerden ibaret değildir. İlişki kurar, bağlamı hisseder, sorumluluk alır, beklenmedik bir durumda kuralların dışına çıkıp çözüm üretebilir. Ancak bir pozisyonun günlük iş yükünün önemli bölümü tanımlı, tekrarlı ve ölçülebilir görevlerden oluşuyorsa, bu görevleri tek bir ajan üstlenebilir. Örneğin ajan, teklifleri toplayabilir, karşılaştırabilir, eksik bilgileri belirleyebilir, terminleri takip edebilir, fiyat değişimlerini raporlayabilir ve onay sınırının üzerindeki kararları insana taşıyabilir. Bu durumda bir personelin yaptığı rutin işlerin önemli kısmı gerçekten bir ajan tarafından yürütülebilir.
Bazı şirketlerde bir insanın yerine bir ajan konacaktır.

Bazı şirketlerde ise bir insanın yanına on ajan verilecektir. Asıl dönüşüm muhtemelen bu iki modelin birlikte ilerlemesiyle yaşanacaktır. Bu iş modelini kuracak şirket, klasik anlamda yalnızca bir yazılım şirketi olmayacaktır. Bir danışmanlık şirketi de olmayacaktır. Bir insan kaynakları firması hiç olmayacaktır. Üçünün birleşimi gibi çalışacaktır. Meslek bilgisi toplayacak, büyük veri altyapısı kuracak, alanında tecrübeli insanlarla ajanları eğitecek, şirket sistemlerine entegrasyon sağlayacak, güvenlik ve yetki sınırlarını yönetecek, performansı sürekli izleyecektir.

Başka bir ifadeyle sattığı şey kod değil, çalışmaya hazır dijital personel olacaktır. Bu modelin önündeki en büyük mesele teknoloji kadar güven olacaktır. Bir satın alma ajanı yanlış tedarikçiyi seçerse sorumluluk kimde olacak? Bir hukuk ajanı riskli bir sözleşme maddesini gözden kaçırırsa zararı kim karşılayacak? Ajanın şirket verilerini başka müşterilerin eğitimi için kullanması nasıl engellenecek? Ticari sırlar nasıl korunacak?
Ajanın verdiği kararların gerekçesi görülebilecek mi?

Bu sorular çözülmeden büyük şirketler kritik görevleri bütünüyle dijital çalışanlara bırakmayacaktır. Dolayısıyla geleceğin başarılı ajan şirketi, en akıllı sistemi yapan şirket olmayabilir. En güvenilir sistemi kuran şirket olabilir. Her işlemi kaydeden, hatayı geriye dönük gösterebilen, müşteri verisini koruyan, ajanın sınırlarını açıkça belirleyen ve gerektiğinde sorumluluk üstlenen şirket… Çünkü firmalar yapay zekâdan önce güven satın alacaktır.

Böyle bir sistem küçük şirketlerin rekabet gücünü ciddi biçimde artırabilir. Bugün yalnızca büyük holdinglerin kurabildiği uzman ekipleri, yarın küçük işletmeler belirli bir kullanım bedeliyle kiralayabilir. İyi bir satın almacıyı, uluslararası finans uzmanını veya belirli bir sektörü bilen hukukçuyu kendi şehirlerinde bulmak zorunda kalmazlar. Uzmanlık dijital olarak işletmeye gelir. Bu durum şirketlerin büyüklüğünü ölçme biçimimizi bile değiştirebilir.

Bugün ilk sorumuz şudur:
“Kaç çalışanınız var?”
Yarın bu soru tek başına pek anlam ifade etmeyebilir.
“Kaç insan çalışıyor?”
“Kaç ajan çalışıyor?”
“Dijital işgücünüz kaç kişilik kapasite üretiyor?”

Belki yirmi insanın çalıştığı bir şirket, yüz ajan sayesinde bugün yüzlerce kişilik organizasyonların yaptığı işi yapabilecek. Bunu güvenli, sektörlere özel ve küresel ölçekte başarabilen dijital personel şirketi çok büyük bir ekonomik güce dönüşebilir. Çünkü şirketlere yalnızca bir ürün satmayacaktır. Onların çalışma kapasitesini büyütecektir. Fakat tam bu noktada, verimlilik hesabının gölgesinde rahatsız edici bir soru beliriyor. Bugün genç çalışanların yaptığı teklif toplama, dosya inceleme, kayıt kontrolü ve rapor hazırlama gibi işler ajanlara geçerse, şirketler maliyetlerini düşürebilir. Peki gençler mesleklerini nerede öğrenecek? Çünkü bir senior uzman fabrikadan hazır çıkmıyor.

Önce junior oluyor.
Basit görünen işleri yapıyor.
Yanılıyor.
Düzeltiliyor.
Bir süre sonra hangi hatanın pahalıya mal olduğunu öğreniyor.
Ajanlar kariyer merdiveninin ilk basamaklarını sökmeye başlarsa, on yıl sonra merdivenin tepesine çıkacak insanları nereden bulacağız?
Dijital personel şirketleri yeni bir çağın kapısını açabilir.