Erdemli'de fırtına önüne geleni yıktı

Mersin'in Erdemli ilçesinde etkili olan şiddetli fırtına tarım alanlarında hasara yol açtı. Domates ve muz seralarının naylonları uçtu, fideler kırıldı, ağaçlar göçtü,...

Erdemli'de fırtına önüne geleni yıktı
31 Ocak 2020 - 13:11 - Güncelleme: 31 Ocak 2020 - 13:26






Mersin'in Erdemli ilçesinde etkili olan şiddetli fırtına tarım alanlarında hasara yol açtı. Domates ve muz seralarının naylonları uçtu, fideler kırıldı, ağaçlar göçtü, ağıllarda hasarlar oluştu. İlçe merkezindeki müstakil bir evin çatısı uçtu, yolcu durakları devrildi. Yayla köylerine sefer yapan dolmuşların bulunduğu kapalı garaj devrildi. Can kaybı yaşanmazken, maddi hasarlar meydana geldi.

Erdemli Ziraat Odası Başkanı Rasim Şahin hasarlı seralarda incelemelerde bulundu.
İlçede şiddetli fırtınanın etkili olduğunu belirten Şahin, "Yaklaşık gece saat 03.00 itibariyle fırtına başladı. Erdemli'de seralara hasar verdi. Çiftçilerimizden gelen ihbarlar üzerine seraların kimisini kökünden sökmüş, kimsinin naylonlarını atmış, kimisinin çatılarını çökertmiş durumda. Şu anda yine fırtına başladı. Hasarımız çok. Allah'tan geldi. Gördüğünüz gibi seraların üzerini hep attı, bazı seralarımızı yerle bir etti. Çoğunu da kökünden söktü" dedi.

Serasının üzeri yırtılan Ahmet Doğru da, "Gece çıkan fırtına dolayısıyla seraların üzerini gördüğünüz gibi hep rüzgar aldı. Zararımız büyük. Fidelerimiz öldü, fidelerimizin hepsi kırık. Zararımız çok büyük" diye konuştu.

Evin çatısı uçtu

Sabah şiddetlenen fırtına dolayısıyla evinin çatısı uçan Erdoğan Fidan da yaşadıklarını anlattı.
Ailesinin son anda evden çıktığını söyleyen Fidan, "Rüzgar şiddetini arttırdıkça, gece çatıyı oynattı. Sonra kuvvetli bir esinti geldi. Aldığı gibi çatıyı atmaya başlayınca, ben takip ediyordum, çocuklara seslendim çıkın diye. O anda kapının önünde yakalandılar. Ama çocuklara bir zarar vermeden kurtardık" şeklinde konuştu

Öte yandan, ilçe merkezinde bulunan ve yaylaya yolcu taşıyan minibüslerin park halinde durduğu garaj da devrildi. Şans eseri kimsenin olmadığı sırada devrilen garajda maddi hasar oluştu. İlçe genelindeki çok sayıda yolcu bekleme durağı devrildi.

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Ahmet Kayhan
    2 hafta önce
    "ÖŞÜR" Toprakdan alınan mahsûlün ZEKÂTI. Kelime mânâsı, onda bir demektir. Yağmur, nehir veya dere suyu ile sulanan haraçlı olmayan bütün topraklardan (öşürlü toprak olmasa bile) ve vakf toprakdan çıkan şeylerden onda bir öşür (zekât) olarak verilir, öşür vermek "âyet-i kerîme" ile emredilmiş, onda birinin verilmesi ise hadîs-i şerîf ile bildirilmişdir, Hadîs-i şerîfde “Yağmur, nehir veya dere suyu ile sulanan ağaçların ve ekinlerin öşrü yâni onda biri verilir. Hayvan gücü veya dolap, kova ile sulanan yerdeki mahsûl elde edilince, öşrün yarısı, yâni yirmide biri verilir.” buyuruldu... İmâm-ı a’zam’ın (r.a.) içtihadına dayanan fetvalara göre; her sebze ve meyve, az olsun, çok olsun, mahsûl topraktan alındığı zaman, onda birini veya kıymeti kadar altın veya gümüşü, müslüman fakirlere vermek farzdır. Hayvan gücü veya dolap, motor ile sulanan yerdeki mahsûl elde edilince, yirmide biri verilir. İster onda bir, ister yirmide bir olsun; hayvan, tohum, âlet, gübre, ilâç ve işçi masraflarını düşmeden evvel vermek lâzımdır. Bir sâ’dan (3,5 kg.) az mahsûlün öşrü verilmez. Toprağın sahibi; çocuk, deli, köle bile olsa, öşrü verilir, öşrü vermeyenden hükümet zorla alır. Ne kadar olursa olsun, ev bahçesindeki meyve ve sebzeler için, odun, ot ve saman için öşür verilmez. Balın (fennî te’sisât ve masraflar yapılsa dahi), pamuğun, çayın, tütünün, dağdaki ağaç meyvelerinin (meselâ zeytinlerin, üzümlerin) onda biri, öşür olarak verilir. Çift sürmekle hâsıl olsun, bağdan hâsıl olsun, mahsûlün onda birini fakîr müslümana vermeden önce yemek haramdır. Eğer ölçü ile çıkarıp, ölçü ile yedikten sonra, yediğinin de öşrünü hesâb edip verirse, önce yemiş olduğu helâl olur... On kile buğday alan; bir kilesini müslüman fakire vermezse, yalnız o bir kilesi değil, on kilenin hepsi haram olur... Sahibinin rızâsı yok iken, onun yerini ekip mahsûl alan kimseye, elde ettiği mahsûlden yalnız masrafı, sermâyesi kadarı helâl olup, fazlası haram olur. Fazlasını fakirlere sadaka vermesi lâzımdır, öşürde sene geçmesi şart olmadığı için, bir yerden senede bir kaç defa mahsûl alınırsa, her defasında öşür vermek vâcib olur. Öşrünü vermediği bilinen toprak sahihlerinin gönderdiği hediyyenin onda birini ayırıp, fakire verdikten sonra, geri kalanı yemek daha iyidir... İmâm-ı Ebû Yûsuf ve İmâm-ı Muhammed’e (r.a.) göre, öşür vermek için, toprakdan çıkan mahsûlün bir sene dayanıklı ve miktarının bin iki yüz elli litre olması lâzım ise de, fetva İmâm-ı a’zam’ın (rahmetullahi aleyh) içtihadına göre verilmiştir... "Hz.Allâh c.c. Râzı Olacağı Şekilde Zekât' ını ve ÖŞÜR'ünü Verebilmeyi Nasip Etsin...