18 Fiyakalı Saniye
Sefa Yaşar

18 Fiyakalı Saniye

Daha hızlı, daha hızlı ! Işıklara yakalanma sakın ! Kaybetme !

Sanki Zindanya'nın bütün taksi şoförlerinin hızlı gitmesini ister gibiydim. Takip ettiğimiz araba, 4 kişiyi bizden kaçıran Alman fiyakalısıydı. Kaçtıkları için kovalıyordum. Yalan söylüyorum, kaçmıyorlar. Sadece bi' taksi çeviren dört kişi... Dakikalar önce yanlarına yaklaşan dilenciyi küfrederek kovan ve sokak kedilerine bırakılmış su kabına tekme savuran ve ağaçların diplerini çöp tenekesi olarak kullanan dört kişi. Evet onları dakikalardır takip ediyordum ve yürüdükleri her adımda suç işliyorlardı. İnterpol bir an önce harekete geçmeli ve bu dört kişiyi kırmızı bültene dahil etmeliydi.

Küçük suçlar toplumun midesini bulandırır ve midesi bulanan toplum büyük suçları kusar. Bu yüzden tramvayda insanları taciz etmek
terör örgütü kurmak kadar tehlikelidir.

Alman fiyakalısı gaza yüklendi taksi şoförü ve ben heyecanlıydık camı yarıya kadar indirdim artık kovaladığımız arabayla yan yanaydık dur ihtarında bulundum etrafınız insanlar tarafından sarıldı durun korkmuşlardı ağaç diplerine çöp atmanın cezasını biliyor olmalılardı hatta bu nedenden dolayı idam edilen bir arkadaşları dahi olabilirdi yakalanmayı göze alamazlardı ve altlarındaki başka bir alman fiyakalısının gazına yüklendiler hayır elimden kaçamazlardı

-Daha hızlı, daha hızlı !

Hemzemin geçide kadar kanun kaçaklarını kovaladık. Kırmızı ışıklar yanıp sönüyordu. Birazdan tramvay solumuzdan sağımıza akacaktı, tabi ışıkları beklersek. Zihnim bir an belirsizlikte kayboldu. Hızlı bir karar almam gerekiyordu. Kırmızı ışıkta asla geçilmezdi. Ancak kaçan dört kişi geçmişti ve onları gözden kaybetmemenin tek yolu ışıkları yok saymaktı. Böyle bir suç işleyemezdim. Meşru bir sonuç için gayrimeşru bir yol izleyemezdim. Alman fiyakalısından inmeye karar verdim. Yol benim için burada bitiyordu. Bundan sonrası rayların ardındaki toplum ajanlarına aitti. Taksimetreye baktım. 18 Zindanya Firil'i. Elimi cüzdanıma attım ve büyük bir sarsıntıyla öne atıldım.

Kırmızıda duramayan bir savaş tankı büyük bir öfkeyle alman fiyakalısına arkadan yüklenmişti tankın karşı koyulamaz gücü bizi ileriye ittirmiş ve bir başka alman fiyakalısına arkadan yüklenmiştik öfkeli değildik emniyet kemerim takılıydı ve alman fiyakalısı kaskoluydu ancak bir sorunumuz vardı iki öfkeli demir yığını arasındaki sarsıntı başımı bedenimden koparmıştı sarsıntı beni bir kaç defa öne ve arkaya savurmuştu bedenim hala emniyet kemerinde savruluyor olmalıydı çünkü ayrılan başım yarısına kadar açık camdan dışarı fırlamıştı.

Kafam kendi ekseni etrafında dönerek uçuyordu. Gövdemi görebiliyordum. Taksimetrede hala 18 fr yazıyordu. Alman fiyakalısının şoförü gözlerini kapamıştı, elleri direksiyondaydı. Tramvay solumuzdan sağımıza akıyordu. Sağımızdaki Tirintine Bank müşterileri yola bakıyorlardı. Gözlerinde hayret ve o gün yatan 'Komşuna Nasılsın De' maaşının mutluluğu vardı. Ve hemen arkamızda alman fiyakalılarından yardıma koşan insanlar vardı. 360 derecelik açıyı kafam tamamlamıştı. Son olarak şoförün gözlerini açtığını ve kafası yerinde olmayan gövdemin ellerinde tuttuğu 20 Zindanya Firili'ni alıp para üstü verdiğini gördüm. Parayı gövdem verdiği için şoföre teşekkür etmedim ve kafam çöp tenekesinin açık kapağına çarparak içeri düştü. Elma yiyen kedilerle göz göze geldim ve gülümsedim.


Evet dünyada her an yığınla insan göz göze gelebiliyordu. Ancak hiçbirinin adı Artista Lorenzo de Austen bin Süleyman değildi ve hiçbiri gövdesi olmayan kafasıyla bir çöp tenekesinde iki kediyle aynı anda göz göze gelmemişti. Dünyaya çok büyük bir çoğunluğun yaptığı gibi gelmiştim. Ancak dünyadan hiç kimse böyle ayrılmamıştı.

Otuz sekiz yıllık hayatımda ilk kez daha önceden denenmemiş bir ölümü deniyordum ve mutluydum.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Milas’ta domuz sürüsü şehre indi
Milas’ta domuz sürüsü şehre indi
Ormanlık alanda zincirle boğularak öldürülen kişinin katil zanlıları yakalandı
Ormanlık alanda zincirle boğularak öldürülen kişinin katil zanlıları yakalandı