Advert
Kaosa Giderken
Hasan Dağtekin

Kaosa Giderken

Anlaşılan yine muhalefetin kısa yoldan iktidara gitme çabasıyla karşı karşıyayız.

Ne tevafuk! Son bir haftadır Şamil Tayyar’ın “Kıt’a Dur” isimli kitabını okuyordum.
“Tanklı, toplu, tüfekli ihtilalleri geride bıraktığımız, Mesut Yılmaz’ın deyimiyle başında silahlı kuvvetlerin sonunda silahsız kuvvetlerin yer aldığı 28 Şubat’taki “post modern darbe” projesini anlattığı bir kitap.

Okudukça bugünle karşılaştırma yaptım, geçekten ilginç benzerliklere rastlıyor insan.
İrticalar, istifalar, imtinalar ve imtihaların birbiriyle yarıştığı günler. Kısacası her günün bir önceki güne ‘Kaos’ çalımı attığı günler.

“17 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonu” ile başlayan süreç de bizi muhtemel bir kaosa doğru sürüklüyor.

2010 yılından beri emniyet ve yargıda yer etmiş cunta biriktirdiği dosyaları uygulamaya koydu. Tam da seçim arifesinde hükümeti yıkmak için her yol deneniyor. Bunu da yargı ve emniyetteki yapı organize bir şekilde yapıyor. TOKİ, TCDD, üçüncü köprü ve havalimanı müteahhitleri, Başbakan'ın bürokratları.. herkes bu cuntanın hedefinde.

Soruşturmanın gizli olduğu gerekçesiyle hiyerarşi’nin allak bullak edildiği, ancak bazı gazete ve televizyonlarda soruşturma içeriğinin çarşaf çarşaf yayınlandığı ’17 Aralık Operasyonu’ başından itibaren garip bir şekilde ilerliyor.

Şu güne kadar ne hükümetten makul bir cevap geldi, ne de kamuoyundan. Hükümet sürekli operasyonun arkasında başkaca amaçların olduğunu söylüyor. Camia ‘biz arkasında değil yanındayız’ dercesine gazete ve TV’lerden an be an canlı yayın veriyor. Hatta o kadar aşkla ve şevkle yapıyorlar ki, Ümit Kocasakal’ın ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşmalarını bile canlı yayından verdiler. 

Zaman Gazetesinin kullandığı tabirle ‘Hükümete yakın gazeteler’ operasyonun içeriğine değil de kılıfına yorum yapıyorlar. En az hasarla atlatmayı istiyorlar gibi.

‘Genç’ler ve ‘abi’ler Twitter’dan organize bir şekilde yargılama görevini ifa ediyorlar. Gençlere göre camia suçlu, camiaya göre hükümet.

Muhalefet her zaman yaptığını ‘muhalefet edememe’yi sürdürüyor.

Ve meşhur ‘dış mihraklar’ ellerinde patlamış ‘mısır’ Türkiye’yi seyrediyorlar. Çünkü on bir yıldır uğraşa uğraşa bitiremedikleri AK Parti hükümeti, içeriden bitirilmeye çalışılıyor.

Marjinal gruplar fırsattan istifade, sokaklara dökülüp ‘Hükümet istifa’ diye eylem yapıyorlar. Kitleleri sokağa döküp, olası ‘hükümet-emniyet’ krizinde ülkeyi kaos’a götürmeyi planlıyorlar.

İddiaların her biri bir diğerini saf dışı bırakıyor;
Yolsuzluğun 100 milyar’ı bulduğu söyleniyor (ne para ama!)
Halkbank genel müdürünün evinden ayakkabı kutularında 4.5 milyon dolar çıkıyor.
Barış Güler’in evinden, “o kadar para bizde olsa biz de güleriz” dedirtecek para kasaları çıkıyor.
Birçok işadamının ihalelerle usulsüzlük yaptığı iddia ediliyor.
Ülkenin çalışkan lokomotif’i TCDD ve Ulaştırma Bakanlığını da karalıyorlar.

Hatta Zaman Gazetesi “Son dakika! Süleyman Karaman gözaltına alındı” diyecek kadar çoşmuş durumda. Halbuki Süleyman Karaman o saatlerde İstanbul-Ankara hızlı treninin deneme sürüşünde.

Adı yolsuzluklara bulaşmış CHP ve ‘torun sevgisini elinden alamayacağımız’ genel başkanı, yolsuzluk üzerinden hükümeti eleştiriyor. Kendisi üç büyük şehrin ikisinde başka partiden aday gösterirken, hükümeti kabineye, meclis dışı aday göstermekle suçluyor.

Yolsuzluk ve Rüşvet operasyonunun medya ve tanıtım ayağını oluşturanların, hakimlik savcılık mülakatlarındaki işlevlerini, dershanelerinin polis okullarına girişteki başarısını ve KPSS gibi sınavlardaki dumura uğratan birinciliklerini herkes biliyor.

Darbesever bazı yazarlar 'Erdoğan bitmiştir. Ya Yüce Divan'da yargılanacak ya da Sudan gibi bir ülkeye kaçacak alternatif yok!' diyebilmiştir.

Anlaşılan yine muhalefetin kısa yoldan iktidara gitme çabasıyla karşı karşıyayız.

Ayrıca hali hazırda o kadar çok ‘yolsuz’ işlerimiz var ülkece.

Düşünün mahkeme Mustafa Balbay’ı bırakıyor, BDP'lileri bırakmıyor. Çözüm süreci’ni sabote etmek mahkemelere kadar mı düştü ?

28 Şubat davasında  herkes dışarı bırakılırken Yakup Köse’nin dosyası Yargıtay'da onanıyor. Yolsuzluk ve Rüşvet operasyonu diye ülke karıştırılırken, 28 Şubat davasında yolsuzluk bulunamıyor. Bir ülkenin yargısı, hiç mi kimseyi memnun eden karar almaz be kardeşim ?

Bütün bu yazdıklarım yolsuzluğun olabileceği gerçeğini saf dışı bırakmıyor tabi. Süren bir dava var ve sonucunu hep beraber göreceğiz. Ama şu atmosferde mahkemenin garip kararlar verebileceğini de düşünmüyor değilim.

Yolsuzluk soruşturması elinden alından savcı Muammer Aktaş yaptığı açıklamada, kendisine baskılar geldiğini söyledi.

Ardında Başsavcı Turan Çolakkadı da sert bir açıklama yaptı:
“Soruşturmaların gizliliğine riayet etmeyen, elindeki soruşturma bilgilerini medyaya aktaranlar, hukuka uygun soruşturma yürütemeyenlerin soruşturması başka savcıya verilir.” 

Velhasıl kelam ülke yangın yeri. Her kafadan bir ses çıkıyor. Birileri sürekli bir planlar peşinde. Herkes bir hesap yapmış, bodoslama gidiyor. Ama unutuyorlar ki hepsinin hesabı varsa Allah’ın daha büyük bir hesabı var. Ve muhakkak ki Allah hepsinin hesabını soracaktır.

İtidal, sevgi ve muhabbetle…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Havai fişekli aşık tutuksuz yargılanacak
Havai fişekli aşık tutuksuz yargılanacak
Gün ortasında bıçaklı saldırı
Gün ortasında bıçaklı saldırı