Çocuk Ve İhtiyar 2
Sefa Yaşar

Çocuk Ve İhtiyar 2

Nazım çeşme başında

Nazım çeşme başında 
Bir yanı Anadolu'da kalanlarda
Diğer yanı İstanbul'da.
Dönmek dert yürümek dert olmuş
Çeşme başı yuvası
Yoldan geçenlerin tozu toprağı 
Gündüzlerine hasret gecelerine yoldaş olmuş.

İstanbul yolu taşlıymış,mahur bırakırmış adamı
Yakınında bir hemderdin 
Altında dört nala bir atın olmadı mı
İstanbullu yolda kalana el uzatmaz
Siyah çemberi gözünden atmazmış. 
Nazım bekleyedursun hemderdini
Doğuştan sağır bir oruçlunun
Kulağı köyün imamında 
Muhammed'in akşam ezanını beklediği gibi.

Vakit esen rüzgardan farksız 
Selim çıkagelmiş rahman atıyla 
Bir anı geçmeden susuz ve sızısız.
Sızısına çeşmenin suyuyla iftar vermiş Selim
Diline de ihtiyar bir adamın sohbetine halvetiyle.

İhtiyar bir adam:Nazım
Yürümeyi öğrenen bir çocuk:Selim
Kaderleri bir, kaim ve daim.

Nazım bedeniyle gidenlerin ardında
Ancak bütün ruhu gidenlerin gittiği yolda:
İstanbul'da.

Selim gözleriyle gidenlerin ardında
Ancak gönlü gidenlerin gittiği yolda:
Mezar taşında.

Bir selam girmiş ihtiyar ile çocuk arasına
Gönülleri buluşuvermiş
Çeşmenin avucunda bir muhabbet bağında.

İhtiyar Nazım haykırmış 
Rahman at ürkünceye dek:
Çok zaman oldu yola düşeli evlat 
Görmedim duymadım yanı başımda duranı
Senden selam aldım bir tek.
Sen ki terlemeden bıyıkların, altında bir at 
Ne ararsın şu takke düşüren dağın kucağında
Yoksa benden mi murad edersin aradığını ?

Çocuk Selim haykırmış 
Sisler sesini saklayana dek :
Çok zaman oldu sevdiklerim 
Toprakla hem dem olalı ihtiyar
Ne ana kaldı ne ata
Ne yar ne de bahtiyar.
Kahroldum yürümeyi öğrendiğim
Gözlerimle şafağı sezdiğim günden gayrı.
Cepkenimde param, altımda atım var amma
Vuslat nedir göremedim 
Cümle alem benden ayrı.
Ölümsüzüm sanki 
Haşa gücüne gitmesin Yaradan'ın
Çocuk aklımla öyle zamanlar gördüm ki 
Haberi dahi yoktur zamanın.
Selamım hep senle olsun ihtiyar 
Aradığım ne ola ki ben de bilmem
Ha dedim çeşme başında soğuk bir su var
Bir değse dudağıma söner mi içimdeki yangınlar ?

İhtiyar bir yangın ehliyle sohbetinden memnun 
Haykırır yollara
Yeditepe zanneder ki vakti geldi Sur'un:
Evlat çeşmenin suyundan medet umarsın 
Zannetmem sendeki bu dermanı ola bir yangın
Su bi çare olsa sana avuçlarımla sunardım 
Dermanını Derdi Veren'de arayasın.

Selim kulak vermiş ihtiyara 
Haykırmış Nazım'ın gözlerine inen bulutlara:
Derdimden anlayan derdine yandığım 
Yoktur benim bir dergahta
Bir yudum sudan fazla kalmışlığım 
Derdi Veren'den değilsin bihaber 
Ancak belin bükülmüş
Kalmamış gözlerinde fer
Nedir seni bu çeşme başında bekleten ?
Nedir benim çarem sudan ayrı heybenden ?

Nazım uzanmış göğsüne elinde bir ferman 
Ferman açılmış içinde ilahi derman 
Haykırmış ve dinlemiş alem 
Önlerinden ve sağlarından:
Hiç görmediğim,duymadığım bir sevdalım
Adını dediler bir gün düşüp kaldım
Nice zamanlar geçti uğrunda bu yolda 
Ne kaldı gözümde ağlamalarım
Ne de saçımda siyahım 
Gençtim bir zamanlar şimdi geç kaldım 
Heybemdeki derman İnşirah'ım
Gönlüme istemeye gidiyorum 
İstanbul mihrim ve mahım.

Dizimde can olsa 
Vermez miydim cananın canına
Ömrümden tapum yok başımda aklım
Bir adıma dahi mecalim yok kalakaldım.
Çocuk uzandı eline ihtiyarın
Meğer derdi boynunu eğmekmiş dudakların
Ve dermanı saklıymış satırlarında Kelam'ın.
Nazım altından öpmüş Selim'i
Atın dizginlerini tutarken bir eli 
Fermanı Selim'in göğsüne emanet etmiş
Diğer eli.

İhtiyar atına atlamış yolu İstanbul'a
Bir selam vermiş ardında kalana.
Çocuk selam almış gönülden 
Selamın sahibini ısmarlamış Allah'a.

İstanbul yolunda bir ihtiyar:Nazım
Köy yolunda bir çocuk:Selim
Kaderleri bir,kaim ve daim.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Tüfekle vurduğu genci ölüme terk etti
Tüfekle vurduğu genci ölüme terk etti
Aksaray’da minibüs devrildi: 1 ölü ,2 yaralı
Aksaray’da minibüs devrildi: 1 ölü ,2 yaralı