Gül'e Güle
Sefa Yaşar

Gül'e Güle

Günün son daveti,müezzin efendinin sesinden verildi şehrin dört bir yanına

'ALLAHU EKBER
ALLAHU EKBER'
...
Günün son daveti,müezzin efendinin sesinden verildi şehrin dört bir yanına.Davete seccadesinden icabet eden Recai Usta, bir yandan ezanı tekrarlıyor diğer yandan da dualarını ediyordu.Son namazıymış gibi bir edayla namazını kıldı ve geçti Kelamullah'ın başına.Okudu,okudu,okudu.Okudukça genişledi göğsü,görmeye başladı gözü.Ardından eli kalemine uzandı.'İnşirah,İnşirah' diye tekrardayken dili, elleri yazdı beyaz bir kağıda.Sonra aynından bir tane daha.Bu ikincisi Hatice Hanım içindi.


Son günlerde dert yanar: 'İçim daralıyor,bir sıkıntıdır sardı beni.' der dururdu.Recai Usta'nın hiçbir sözü kafi gelmemiş,sonradan aklına İnşirah düşmüştü.O sadrımızı okyanuslar kadar genişleten 'Zorlukla beraber bir kolaylık var.' diyen sure.Kelam'ı iki nüsha şeklinde yazdı,Recai Usta,iki eski kağıda mürekkebiyle.Rafların en tenha köşesine,eskilerin yanına bıraktı.Hatice Hanım ellerinde kahveyle çıkageldi.Tahta pencerelerin önündeki sedire,serin rüzgarın yamacına geçtiler.Günün en sakin anlarından biriydi bu.Recai Usta anlatır Hatice Hanım dinler,sonra diğer haliyele bu muhabbet kahvenin son demine kadar sürerdi.


Bir an derin bir nefes aldı Hatice Hanım.Yine aynı sözlerle başladı.'Bir sıkıntıdır sardı içimi Recai.Ne şu esen rüzgar ne anlattığın emsalsiz hikayeler ne kahve ne de başka bir şey alıp götüremiyor Recai Bey'im,götüremiyor.'Recai Usta Hatice Hanım'ın son cümlelerini raflar arasında dolaşırken dinledi.O konuşur konuşmaz çoktan yerinden kalkmış kağıtları almıştı bile.Hatice Hanım'ın yanına ,ellerinde yanık tenli bir güzelin teninden farksız kağıtlarla çıkageldi.Uzattı birini,diğerini de kendine bıraktı.Sure üzerinde anlattı bildiklerini bir bir Recai Usta.'İnşirah' dedi sustu 'İnşirah' dedi konuştu.'Ne zaman dara düşersen Can'ım bu kelamı oku.Oku ki açılsın sadrın.Seni böyle solgun bir yüzle görmek benim de içime huzursuzluk veriyor.' Kağıdı hiç açmadan,bir kez daha katladı ve ilikledi entarisine bir iğneyle Hatice Hanım.Geçildi bu an,geçmişten konuşuldu.Açıldı eski sayfalar bir bir.Kimi zaman bembeyaz bir atın üzerinde bembeyaz gelinliğiyle Recai Usta'ya gelin olmaya gittiği günü hatırladı Hatice Hanım,kimi zaman çalan davulların öten zurnaların sesini duydu Recai Bey.Bazen gözler doldu.Bazen çehrelere gülümsemeler doğdu.Sohbetten son yudum alındı.Ve uzandı yatağına iki Can.Aynı yastığa baştı koyulan.Recai'nin sağında Hatice uyudular bir zaman.


Ne zaman ki sabah ezanları okundu uzun uzun,uyandılar.Namazlar kılındı.Ardından Recai Usta açtı Kur'an'ı ve gökler kadar sessiz bir edayla okudu,okudu.Hatice Hanık ise bir arayıştaydı.Rafları karıştırıyor yastığın altına bakıyor,arıyor,bulamadıkça daha bir hareketleniyordu.Ve en nihayetinde 'Nasıl unuturumentarime iliklemiştim.' dedi.Geceden üzerine astığı kağıdı çıkardı yerinden.Recai Usta'nın da gözünden kaçmamıştı bu hareketlilik.Kim bilir ne zamandır hep hoşuna gitmişti Hatice Hanım'ın bu şaşkınlığı.O ilk günden bu güne belki de değişmeyen huylarından biriydi sadece:Bu aradığını bir türlü bulamaması,o izlenmeye değer telaşı.Yine sessizce bir süre bu anı izledi Recai Usta.Hatice Hanım'ın ise bir anda yüzü değişmişti.Elindeki kağıdı eviriyor çeviriyor,bir yandan da anlamsız bakıyordu kağıda.Recai Usta' Ne oldu hanım' dedi onu izlerken. 'Recai.' dedi Hatice. 'Bu kağıtta ne yazıyor? Gece hiç dikkat etmemiştim ne yazdığına.Aklımdaydı hep.


Bir bakayım istedim ama anlayamıyorum,okuyamıyorum burada yazılanları.' Recai Usta şasırdı bir an.Oysa Hatice Hanım Kur'an okumayı bilirdi ve o kağıtta sadece İnşirah suresi vardı.Okuduğunda açsın içini ve daima üzerinde bulundursun diye yazmıştı ayrı bir kağıda.Recai Usta ' Olur mu hanım ? Gözlerinin feri kayboldu da haberimiz mi olmadı ? İnşirah var o kağıtta.' dedi ve uzandı Hatica Hanım'ın eline.Kağıdı alır almaz bir 'Allah' koptu Recai Usta'nın sesinden ve olduğu yere yığılakaldı ihtiyar bedeniyle.Ya Rab bu nasıl bir kelam,nasıl bir hattatlıktır.Tek kelime vardı şimdi Recai Usta'nın geceden İnşirah'ı yazdığı kağıtta.Tabii Hatice Hanım neler oluyor anlam veremeden eğildi yanına Recai Bey'inin.Recai Usta derin ama bir o kadar da sakin nefesler alıyordu.


Hatice Hanım ise ne dediğini dahi duymadan soruyordu ardı sıra.'Ne yazıyor o kağıtta Recai ? Hem nasıl bir yazı ki bu görmedim eşini benzerini bu güne kadar ? ' Kısa süreli telaşının yanına korku da eklendi Hatice Hanım'a.Recai Usta'nın emanet nefesleri gittikçe seyrekleşiyordu.Hatice Hanım'ın fikrine o an düştü ölüm.Ve hayat yoldaşını yitiriyor olma düşüncesi sardı benliğini.Fazla zaman kaybetmeden açtı göz pınarlarını.Hatice Hanım'ın yanaklarından süzülen gözyaşı Recai Usta'nın dudaklarına damladı.Ve açtı gözleini ölüm meleğinin kucağındaki adam.Tek bir ses duyuyordu,Can'ın sesi ' Ne yazıyor o kağıtta ? ' diyen.Gözlerini araladı Recai Bey.


Bu sana son hediyem olsun der gibi gülümsesi yanına eğilen bedenin.Ve tek kelime çıktı dudaklarından:
'Cennet'
Yutkundu.Bir kez daha gülümsedi.Kesik kesik bir şehadet.Son nefesiyle beraber düştü başı yana.Hatice Hanım kapandı Recai Bey'inin göğsüne.Hiç ağlamadan böyle bir ölümü kendine de istercesine usul usul çıktı gönlünden duası :
Gül'e Gül'e cancağzım,Gül' Gül'e.

Vesselam

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Denizli’de icra yoluyla çocukla görüşme skandalı
Denizli’de icra yoluyla çocukla görüşme skandalı
41 numara ayakkabı hırsızlıkları aydınlattı
41 numara ayakkabı hırsızlıkları aydınlattı