Advert Advert
Gözlerine Baktığın Yer
Sefa Yaşar

Gözlerine Baktığın Yer

Dergahtan ayrıldığım gün...

Dergahtan ayrıldığım gün...Hünkarın fermanı göğüsümde,nal sesleri mühürlenmiş kalplere korku salan küheylanımın üzerinde güneşin doğduğu topraklara doğru yol alıyorum.Önceleri heybem ağırdı bir hayli.Lakin atım güneşe yaklaştıkça yere düştü anılarım Kaf Dağı'nda kaldı sevdalarım, haramilerin hışmına uğradı günahlarım ve geride kaldı bir tek adım.Hiçbirinde kalmıyor aklım artık daha özgürüm ve ardıma bakmadan gidiyorum.Bir vakit yolumun üzerinde bir haneye misafir oluyorum.

 

Tokmağına dokunmamışken henüz maskeli bir adam kapıyı açıyor ardına kadar.Buyur ediyor beni sofrasına.Atımı seyise emanet ediyor ve giriyorum içeriye.Girdiğimde görüyorum ki herkesin yüzünde aynı maske birbirinden farkı yok kimsenin.Yüzler aynı gülümsemeler aynı kimin ne idüğü anlaşılmıyor.Sonradan farkediyorum ki bir ademoğlunun eşgali farklı.O da izbe bir köşede dizlerini göğsüne çekmiş bir vaziyette duruyor öylesine.Yanaşıyorum bu eli yüzü dahi gözü bana benzeyen maskesiz kişiye.Düstur veriyor ve oturuyorum hemen karşısına.Belli ki bir dert peydahlanmış içine yüzü asık dokunsan kan ağlayacak haliyle.Hünkarımdan işittiğim nağmeleri üflüyorum fikrine.'derdine yönel benim büyük bir Allah'ım var de' diyorum.İşittikleri ona farklı gelmiş olacak ki dalıp gittiği hülyalardan bir parça olsun ayrılıyor.Kıpırdıyor hafifçe dudakları.Belli ki pert olmuş yüreğinden dert dökecek bana.'Sus' diyorum.'Sus ve beni dinle biraz.Öyle bir bak ki gözlerime şimdi gönlünden gözlerine uzanan cennete nazır köprüyü görebileyim.' Dediğimi yapıyor.Sayha sayha okyanuslara meydan okuyan gözlerini alıyor gözlerime.Ve o benim gözlerime bakarken ben de onun gönlüne bakıyorum.'Giden, Kaybedilen' diyor bir ses oradan.Bu sesi duyduğum anda kıpırdıyor dudaklarım.'Yüreğini derin sızılarda bırakma böylesine.Giden mi? Gittiği yerde ayaklarını küflü prangalara vur, vur ki dönemesin geriye.Bu gözler inan ki haketmiyor bu ağrıyı.Kaybedilen mi? Köküne kibrit suyu be ! ' diyorum ve gülüyorum yüzüne.

 

Etrafımızdaki maskeliler ne yaptığımıza anlam vermeye çalışadursun o da gülümsüyor benim yüzüme.Sözlerimden etkilenmiş olacak ki uzaklaşıyor dertlerinden kalkıyor izbe köşesinden ve biraz sonra aynı fincandan yudumlayacağımzı acı bir kahve istiyor hanenin sahibinden.Ve sonra ilk defa gördüğü adama yani bana o izbe köşeyi,gideni,kaybedileni bir bir anlatıyor.Anlattıkça özgürleşiyor özgürleştikçe gülümsemeleri artıyor.Ve en nihayetinde kısa bir süre önceki halinden eser kalmıyor; en saf ve samimi tavrı,baş döndüren gözleri,mutluluğunda eli ayağına dolaşan şaşkın haliyle güneşin Akdeniz'deki silüetine dönüşüyor gözlerimin önünde.Bunların hepsi ama hepsi bir kahcvenin yudumlanması kadar kısa bir zamanda gerçekleşiyor,velhasıl fincandan son yudum alınıyor ve ben,artık gitmem gerektiğini söylüyorum.'Bir görevim var vesselam,hünkarın fermanı göğsümdeyken buralarda çok kalamam' diyorum ve kalkıyorum.

 

Bunları söylerken ben,onun gözlerinden fer kayboluyor,yüğzü düşüyor ve dudakları kımıldıyor 'Seni bir daha nerede bulabilirim?' diyor.Eğiliyorum gözlerine ve dökülüyor dudaklarımdan istediği 'Bulmak istersen (ki elbette bulanlar, sadece arayanlardır ) gözlerine baktığın yerde ara beni '
Vesselam

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
25 yıl cezası olan firari yakalandı
25 yıl cezası olan firari yakalandı
Karnına demir bariyer saplanan genç hayatını kaybetti
Karnına demir bariyer saplanan genç hayatını kaybetti